YENER KARADENİZ / İSTANBUL
Türkiye’de emek yoğun sektörlerin başında gelen ve en fazla cari fazla sağlayan hazır giyim sektöründe kriz derinleşiyor. Son birkaç yılda hem ihracat hem de iç pazarda yaşanan daralma 4,6 milyar dolarlık üretim kaybına yol açarken, her 1 milyar dolarlık kayıp da 35 bin kişilik istihdam kaybını beraberinde getirdi. Karlılık son yılların en düşük seviyesine gerilerken bu yılın ilk yarısında bu oranın eksi 7,92 ile dip yapması bekleniyor.
Bu da sektörün zararına satış yaptığı anlamına geliyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) 25. dönem başkanları olarak seçilen ve her ikisi de tekstil mühendisi olan Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren, TGSD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel ile birlikte sektörün karşı karşıya olduğu zorluklar, riskler ve fırsatlar ile birlikte çözüm önerilerini düzenlenen basın toplantısında paylaştı.
Geçen yıl küresel hazır giyim ihracatının yüzde 2 gibi sınırlı bir düşüş göstermesine rağmen Türkiye ihracatında bu daralmanın yüzde 6,9 olarak gerçekleştiğini söyleyen Toygar Narbay, 2024’teki daralmanın 1,3 milyar dolara tekabül ettiğini belirterek, “Yaptığımız analize göre kaybın yüzde 29’u global resesyondan, yüzde 46’sı Rusya, Ukrayna ve İsrail pazarları yani savaş bölgelerindeki kayıptan, yüzde 25’i ise rekabetçiliğimizi kaybetmemizden kaynaklandı. İhracattaki daralmanın yanı sıra 2022 yılında 2,7 milyar dolar olan hazır giyim ithalatı da 2024 yılı sonunda 4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu durum, uygulanan politikaların ihracatta rekabet gücünü azaltırken ithalatı artırdığını açıkça gösteriyor” dedi. Narbay, sadece rekabetçilikteki güç kaybının 332 milyon dolarlık ihracat kaybını beraberinde getirdiğini söyledi.
Bu yıl yüzde 2,2 düşüş bekleniyor
2022-2024 yılları arasında hazır giyim ihracatında toplamda 3,3 milyar dolar kayıp yaşandığına, bu kayıplara ek olarak, hazır giyim ithalatının ise 1,3 milyar dolar artış göstermesiyle birlikte hazır giyim üretimindeki toplam kaybın 4,6 milyar dolara ulaştığına dikkat çeken Toygar Narbay, kayıtlı istihdamda da 146 bin kişilik bir azalma olduğuna dikkat çekerek, “Bu üretim kaybını tekstil sektörü ile birlikte değerlendirdiğimizde, son iki yılda tekstil ve hazır giyim sektörlerinde toplam 290 bin kişilik bir istihdam kaybı yaşandı” açıklamasında bulundu.
Bu yıl dünya hazır giyim ticaretinde bir daralma beklenmediğini belirten Narbay, Türkiye’de ise kur politikaları ya da ihracatçı için destekleme mekanizmaları çalıştırılmadığı ve pazarlarımızda bir düzelme yaşanmadığı takdirde yılı 17,5 milyar dolar seviyesinde bitirmeyi öngördüklerini açıkladı. Bu da yaklaşık yüzde 2,2 civarında bir düşüş anlamına geliyor.
Asya’dan %61, Afrika’dan %41 pahalıyız
Narbay’a göre sadece Türkiye’de değil, dünyada da hazır giyim sektöründe taşlar 2020’den sonra yerinden oynadı. Pandeminin başladığı 2020 yılında ertelenen alışverişlerin harekete geçmesi ile 2021 ve 2022 yıllarında dünya ticaretinde çok hızlı bir büyüme yaşandı. Dünya hazır giyim ihracatı 2022’de 576 milyar dolar ile zirveye çıkarken Türkiye ise 21,2 milyar dolarlık ihracata imza attı. Daha sonra atılan sıkılaştırma adımları neticesinde hem dünya hem de Türkiye’de ihracat düştü, kapanmalar arttı ve istihdam da dip yaptı.
Dünyanın altıncı, Avrupa’nın ise üçüncü büyük tedarikçisi olan Türkiye’nin bu dönemde negatif ayrıştığını anlatan Narbay, şöyle devam etti: “Maliyette rekabetçilik; işçilik, işletme giderleri, enerji, finansman maliyetleri gibi TL bazlı kalemlerin döviz kuruna çevrimi ile elde edilen döviz bazlı maliyet üzerinden belirleniyor. TGSD olarak çıkardığımız rekabet modellemesine göre 2024’te kilogram başına 15,2 dolara sattığımız bir üründe yükselen üretim ve finansman maliyetlerimiz nedeniyle Asya’daki rakiplerimizden yüzde 61, Kuzey Afrika’dakilerden ise yüzde 46 daha pahalı hale geldik. Bunun neticesinde dünya genelindeki pazar kaybımızın yanı sıra en büyük ve geleneksel pazarımız olan AB’deki pazar payımız da yüzde 5,6’dan yüzde 5,1’e düştü.”
■ “Birim fiyatını artırmanın tek yolu markalı ihracat
Türk hazır giyim sektörünün son 40 yılın en zorlu döneminden geçmesine rağmen dünya hazır giyim ticaretinden aldığı payı yüzde 3,48 seviyesinde tutmayı başardığını söyleyen TGSD Başkanı Dr. Ümit Özüren, sektörde kg başına ihracat değerinin ise 15,2 dolar olduğunu anlattı. Özüren, konuyla ilgili şunları söyledi: “Pazardaki yüksek fiyat rekabetinden dolayı bu değerin üzerine çıkmak kolay değil. Fiyatı artırmanın tek yolu markalı ihracat. Öyle ki toptan satış yapan bir marka, ürün değerini 2-2,5 katına çıkarabiliyor. Perakende veya e-ticaret kanallarında yapılan markalı satışlarda ise ortalama birim satış değeri 80-100 dolar seviyelerine ulaşıyor. Bu da ancak firmaların inovasyon, tasarım, markalaşma ve dijital dönüşüm süreçlerine yatırım yapması, izlenebilirlik, şeffaflık, ESG kriterleri gibi süreçlere daha fazla uyum sağlamasıyla mümkün. Biz de TGSD olarak, sektörümüzün uzun vadeli hedeflerini şekillendirecek Ufuk 2040 Stratejik Planı’nın hazırlanması için çalışıyoruz. Ayrıca sektör içindeki kurumsallaşma, sürdürülebilirlik ve inovasyon gibi alanlarda rehberlik sağlayacak bir çevrim içi bilgi platformu olarak tasarladığımız TGSD Gelişim Akademisi’ni de bu yıl içinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.”
■ Hazır giyimde çıkış için 10 öneri
- Döviz kuru enflasyonla paralel hareket etmeli, gerçek değerine getirilmeli. İhracatçıya yapılan net ihracatın yüzde 10’u kadar döviz dönüşüm desteği verilmeli
- Eriyen işletme sermayeleri, referans faizin yarısı kadar değişken faiz oranıyla ve uzun vadeli kredilerle tamamlanmalı, reeskont kredilerinde faizin tahsilatı dönem sonunda yapılmalı.
- Emek yoğun sektörlerdeki KOBİ’lere verilen çalışan başı 2.500 TL destek, ölçek gözetmeksizin tüm firmalara verilmeli.
- Bölgesel asgari ücret için çalışma yapılmalı ya da asgari ücret için verilen destekler bölgesel gelişmişliğe göre düzenlenmelidir.
- Eximbank kredi destekleri 2018’de olduğu gibi toplam ihracat değerinin yüzde 16’sı seviyesine çıkartılmalı, vadeler uzatılmalı, ihracatçının limitleri KGF ve diğer düzenlemeler ile yükseltilmelidir. XGES yatırımlarına ruhsat alırken yaşanan sorunlar çözülmeli.
- İşletmelerin ölçeklerini büyütmeye teşvik edecek teşvik mekanizmaları oluşturulmalı.
- Mikro ihracat ve KDV iade süreçleri kolaylaştırılmalı gümrükleme, nakliye maliyetleri düşürülmeli.
- EYT ile kaybedilen know-how ve iş gücünün işletmelere dönüşünü sağlayacak destekler verilmeli, emekli çalışanlardan SGK primi alınmamalı.
- Kadınların iş gücüne katılımları artırılması için destek verilmeli.
■ 2024 yüzde 5,1 zararla kapandı
Toygar Narbay, son iki yılda kur sepetinin yüzde 101, enflasyonun yüzde 138, iş gücü maliyetlerinin ise yüzde 249 oranında arttığına dikkat çekerek, “Maliyetlerinin yüzde 60’ı TL’ye bağlı girdilerden oluşan bir endüstrinin, mevcut politikalarla rekabetçi olması mümkün değil. Sektördeki firmalar 2024’te ihracatı sürdürebilmek için sermayelerini eritme pahasına, kâr etmeden hatta zararına satış yaparak üretimlerini devam ettirdi. Yaptığımız diğer bir modellemeye göre 2023’te yıllık vergi öncesi kârı ortalama yüzde 5,6 olan bir firma, 2024’te ihracat rakamını korumuş olsa bile yılı yüzde -5,1 zararla tamamladı.
OVP’deki parametreler ile yaptığımız analize göre ise aynı firma 2025’i de yine zarar ederek yüzde -4,5 ile tamamlayabilecek. Modelimiz bu yılın ikinci yarısında bir toparlanmayı işaret etse de ilk altı ayda yüzde -7,9 olarak gerçekleşeceğini öngöreceğimiz zarar, ikinci yarıda yüzde -1,3’e gelse de yıl ortalaması yine yüksek olacak” diye konuştu.