Geçen hafta sonu bir kez daha Mersin’deydik. Daha önce de yazmıştım; Mersin’de tarım konusunda örnek bir dayanışma ve işbirliği var. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Akdeniz İhracatçılar Birliği, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi ve Mersin Ziraat Odası “Üretmezsek Tükeniriz” başlığı altında 2019 yılından bu yana “Üretmezsek Tükeniriz” başlığı altında her yıl tarımla ilgili farklı bir konuda konferans düzenliyor. Bu yıl Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şubesi de bu oluşuma katıldı.
İlk konferans 28 Eylül 2019’da “Üretmezsek Tükeniriz/Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği” başlığı ile yapıldı. 2020 ve 2021’de Covid salgını nedeniyle toplantı yapılamadı. İkinci konferans “Üretmezsek Tükeniriz/Tarımda Girdi Sorunları ve Çıkış Yolu” başlığı ile 19 Mart 2022’de gerçekleştirildi. 2023 yılındaki toplantının hazırlıkları sürerken “asrın felaketi” olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremler yaşandı ve toplantı yapılamadı.
Geçen yıl 27 Ocak 2024’te “Üretmezsek Tükeniriz/Küresel İklim Değişikliği Sürecinde Tarımsal Planlama” konferansını gerçekleştirdik. Bu yıl ise 22 Şubat’ta “Üretmezsek Tükeniriz / Tarımsal Üretimde Riskler ve Fırsatlar” başlığı ile konferans gerçekleştirildi.
İrfan Donat’ın yönettiği konferansta tarımsal üretimdeki riskleri ve fırsatları Prof. Dr. Umut Toprak ile birlikte konuştuk. Pestisit konusu öne çıktı.
Don, kuraklık gibi felaketler çiftçinin yası demektir
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, konferansın açılışında yaptığı konuşmada 21 Şubat’ı 22 Şubat’a bağlayan gecenin yılın en soğuk gecesi olduğunu belirterek: “ Soğuk demek çiftçi için zirai don zararı demek. Don, kuraklık yani bir felaket oldu mu çiftçinin evinde yas vardır. Cenaze evi gibidir. Kimsenin ağzını bıçak açmaz.” dedi.
Tarımın ülke ekonomisine ciddi katkı sunduğunu, kendisinin de geçmişten bugüne tarımın içinde olduğunu belirten Vahap Seçer: “Tarımda evvel eski bilirim ki; mazot, ilaç, gübre pahalı ve vergi yükü çok. Döviz arttığında hepsinin fiyatı artıyor. Bu şikayetler hep olur ve Türkiye bu sorunu bir türlü çözemedi. Çiftçiden hala KDV ve ÖTV alınıyor. Girdi maliyetleri oldukça yüksek” dedi.
Ürünlerin geri dönmesinden utanç duyuyoruz
Bu sorunların yanı sıra küresel ölçekli olarak iklim değişikliği sorununun da üreticiyi zorladığını anlatan Seçer, dünyada rekabetin zorlaştığına ve gelişmiş ülke insanlarının artık tükettiği ürünün üretim aşamalarını öğrenmek istediğine dikkat çekti. Seçer sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada rekabet zorlaştı. İhraç edilen ürünlerimizde ilaç kalıntıları var. ‘Domates gitti Rusya’da sınırdan geri döndü’ , ‘Almanya’ya üzüm gitti, kiraz gitti içinden kurt çıktı ya da pestisit çıktı’ diye haberler yayınlanıyor. Bundan utanç duyuyoruz. Demek ki dünyayla rekabet etmek için yeni tarım teknolojileri kullanmak gerekiyor. Artık gelişmiş toplumlarda insanlar her önüne geleni yiyip içmiyor. ‘Bu nasıl üretildi?’ diyor. Bu ülkemizin belki de şu anda en güncel sorunlarından bir tanesi.”
Mersin’de tarım ve aile çiftçiliğinin önemi
Mersin’in tarım konusunda dünyanın en şanslı topraklarına, iklimine ve lokasyonuna sahip, geleceği parlak bir kent olduğunun altını çizen Mersin Büyükşehir belediye Başkanı Vahap Seçer, “Mersinliler olarak çalışkan insanlarız. Yıllık 100 milyar liranın üzerinde tarımsal hasılamız var. Burada hem hayvansal hem de tarımsal üretim yapılıyor. Demek ki burada bir potansiyel var” dedi.
Aile çiftçiliğini önemsediğini ve bunun Türkiye koşullarında daha fazla destek görmesi gerektiğine vurgu yapan Seçer, “Türkiye’de kayıtlı çiftçilerin yüzde 80’i küçük aile işletmeleri, aile çiftçileri. 100 dönümün altında işletme sahiplerinin oranı yüzde 80. Türkiye’de tarım yapılan arazilerin ortalamasına bakıldığında her işletmeye, her üreticiye 60 dönüm düşüyor. Demek ki bizim aile çiftçiliğine uygun bir ortamımız var. Ancak, ‘Çiftçiler yaşlandı, genç çiftçi yok’ diye şikayet ediliyor. Çünkü çiftçiliği cazip hale getiremedik. Gençler şehre geliyor. Cazibe yaratılsa o zaman gençler şehre gelmez, çiftçilerin yaş ortalaması gençleşir. Biz yaptığımız desteklerde tamamen buna yöneliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim” projesi
Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin 6. yılına giren ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesi hakkında da bilgi veren Seçer, projenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Seçer, “Bu proje ile 6 yılın sonunda 300 aile hayvancılık ve aile çiftçiliği yapıyor. Bu yıl için her bir aileye verdiğimiz destek güncel rakamlarla 475 bin lira. 25 damızlık koyun-keçi ve bunların 1 yıllık yemini, veteriner hizmetini, aşısını veriyoruz. Baba oğula verir mi? Ama devlet verecek. Ben devletim. Ben sizin kaynaklarınızı size geri veriyorum, cebimden vermiyorum. Benim kaynağım sizlerin vergisi. Vatandaşın hükümetten istediği, kendi verdiği vergilerin kendilerine doğru aktarılması” diye konuştu.
GES projelerine yüzde 50 hibe sağlanıyor
Büyükşehir olarak dünyada ve Türkiye’de yaşanılan tarımsal sorunların farkında olduklarının altını çizen Seçer: “Mersin’de hem farkındayız hem yaşıyoruz hem de bu sorunu çözmek için faaliyet halindeyiz. Onun için ‘Kooperatifler yenilenebilir enerji kullanın, maliyetleriniz düşsün. GES projesi yapın. Ne harcadıysanız yarısı Büyükşehir’ den’ diyoruz. Güneş Enerji Santrali projemizi bilmeyen var mı? Şimdi Nacarlı’da ilk güneş enerji santralini kuruyoruz. Nacarlı Sulama Kooperatifi’ne yüzde 50 desteği biz veriyoruz. 75 kooperatifimiz var, buradan duyuruyorum; yaratıcı olun, üretici olun, çalışın, iş birliği yapın” diyerek kooperatiflere çağrı yaptı.
İklim değişikliği kapıda değil içimizde
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ise tarımda sürdürülebilirliği sağlamak için mücadele vermek gerektiğini belirterek: “ İklim değişikliği kapıda değil, içimizde. Birçok sorunla karşı karşıyayız. Su yönetiminin doğru planlanıp tasarruflu sulama sistemine geçilmesi, kuraklığa dayanıklı, hastalıklara dirençli ürün çeşitlerinin geliştirilmesi, ürün deseninin değişen iklime göre bugünden planlanması gerekiyor. Topraklarımızı ve suyumuzu koruyarak doğru üretim yaparak tarımda avantajlı konuma geçiliriz” dedi.
Tarımsal üretim nüfusla orantılı artmıyor
Dünya nüfusunun 2050’de 10 milyar olacağını hatırlatan Çakır sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz ‘üretmezsek tükeniriz’ diyoruz, çiftçilerimiz de ‘biz ürettikçe tükeniyoruz’ diyor. Politika yapıcıların üreticinin sesine daha çok kulak vermesi gerekiyor. Çiftçilerimiz de alışkanlıklarını bırakıp yenilik ve değişime açık olması gerekir. Ne yazık ki, tarım-gıda üretimimiz, artan nüfusa paralel bir artış içinde değil. Ülkemizde kırsal nüfus yok olmak üzere. Nüfusumuzun yüzde 92’si kentlerde yaşıyor. Gençler tarımdan uzak duruyor. Hem kırsalın cazip hale gelmesi hem de gençlerin tarım sektörüne özendirilmesi için çalışılmalı.”
Üretimin önemi kadar ürünün pazara ulaşmasının da çok önemli olduğunu belirten Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, ihracatın önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini, en büyük sorunlardan birisinin laboratuvar analiz ücretleri olduğunu söyledi. Resmi analizlerde uygulanan taban fiyat uygulamasının isteğe bağlı analizlere de getirilmek istendiğini hatırlatan Çakır, bunun serbest piyasa ekonomisiyle uyuşmadığını söyledi. Devletin kaliteyi fiyatlara müdahale etmeden denetlemesi gerektiğini vurgulayan Çakır, “Üreticiyi yaşatmak, ihracatı artırmak istiyorsak girdi maliyetlerini düşürmek zorundayız. Üreticimiz zaten artan maliyetlerle mücadele ederken, bir de laboratuvar fiyatları yüzünden zora girmemeli” dedi.
Kalıntı sorunu biyopestisitlerle çözülebilir
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Moleküler Entomoloji Laboratuvarı Grup Lideri Prof. Dr. Umut Toprakyaş meyve ve sebzede kalıntı sorununa değinerek bu sorunun biyopestisitlerle çözülebileceğini anlattı.
Pestisit kalıntı sorununun her geçen gün daha da büyüdüğüne dikkat çeken Toprak çözüm olarak biyopestisitlerin kullanılması gerektiğini söyledi. Toprak, Türkiye’nin pestisitleri büyük oranda ithal ettiğini hatırlatarak biyopestisitlerin üretimi konusunda Türkiye’de çok büyük fırsatlar olduğunu söyledi.
Tarımsal üretimde en büyük risk iklim ve uygulanan politikalardır
Ben de konuşmam da tarımdaki güncel konuların yanı sıra tarımda rsik ve fırsatları anlatmaya çalıştım. Yapısı, doğaya bağımlılığı gereği tarımsal üretimde ciddi riskler var. Sadece üretim aşamasında değil tarladan/çiftlikten sofraya kadar olan sürecin her aşamasında riskler barındırıyor. Yaşanan ani hava değişimleri, kuraklık, yağış rejimindeki değişiklik nedeniyle iklimle ilgili riskler daha çok öne çıkıyor. Ocak ayında son 65 yılın en düşük yağışının kaydedildiği Mersin ve bölgesinde toplantının yapıldığı gün şiddetli zirai don yaşanması bu riskin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Tarımdaki riskler sadece üretimle ilgili değil aynı zamanda yönetimsel, politika ile ilgili riskler de var. Uygulanan dış ticaret politikası, ülkeyi yönetenlerin tarım politikası, tarıma bakışı üretici, ihracatçı için riskler taşıyabilir. Bir gece yarısı alınan ithalat kararı veya ihracatın yasaklanması, fon konulması hem üreten hem de ihraç eden için risktir.
Tarımdaki risklerin bazıları teknoloji ve bilgi ile önceden tespit edilerek önlenebilir ama bazılarını kontrol etmek, önlemek pek kolay değildir.
Tarımsal potansiyel ve fırsatlar
Türkiye, sahip olduğu biyoçeşitlilik, ürün çeşitliliği, coğrafi konum, sahip olduğu iklim şartları, pazarlara yakınlık, bilgi birikimi, girişimcilik ve pazarlama gücü açısından tarım ve gıdada çok büyük fırsatlara sahip. Göçmenlerle birlikte 100 milyona yaklaşan nüfusu ve turizm ülkesi olması nedeniyle tarım ve gıda ürünleri tüketimi için en büyük pazarlarından birisi konumunda. Mustafa Kemal Atatürk’ün 100 yıl önce Gazi Orman Çiftliği’ni kurarak örnek bir çiftlikten tarımda mucize yarattı. Bu günün bilgi birikimi, teknoloji ve finansman ile ülkenin sahip olduğu potansiyel sayesinde çok daha büyük mucizeler yaratılabilir. Bunun için doğru üretimi ve üreticiyi destekleyen tarım politikalarına ihtiyaç var.
Özetle, tarımsal üretimde yaşanan sorunlar, risklerin yanı sıra bu konudaki fırsatlar da dile getirildi. Konferansa katılanların soruları tek tek yanıtlandı. Mersin yine başarılı bir organizasyona imza attı. Emeği geçen herkese teşekkürler.