MERVE YİĞİTCAN
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk kabine toplantısında Avrupa Birliği ürünlerine yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulayacağını duyurmasıyla iki küresel ekonomik güç arasındaki ticaret savaşının fitili ateşlendi. Gelişmeler Türkiye’yi de doğrudan ilgilendiriyor. Zira bu adımın Türkiye’nin en büyük ticari partneri AB ekonomisini sarsması beklenirken, AB’nin de ABD’ye misilleme vergisi adımıyla karşılık vermesi Türkiye’nin de ticaret dengelerini bozma riski taşıyor.
EKONOMİ’ye konuşan uzmanlar ABD’nin uygulayacağı verginin doğrudan Türkiye’yi bağlamadığını, buna karşın son tarife hamlesinin yaratacağı en büyük riskin Türkiye’nin ihracatında yaşanacak kayıplar olduğuna işaret ediyor.
“Türkiye daha az tercih edilebilir”
İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, kararın özellikle gıda ve otomobil ithalatına karşı bir adım gibi durduğunu, bunu hem AB’den gelecek ürünleri azaltmaya ve iç üretimi artırmaya yönelik bir hamle olarak görmek gerektiğini kaydetti. Nas, “Aynı zamanda örneğin teknoloji firmalarına yönelik kurallar ve yaptırımlarda indirimler veya ABD tarım ürünlerinin daha fazla ithal edilmesi gibi tavizler almak için de kullanabiliyor” dedi.
Vergi kararında Türkiye’nin doğrudan muhatap olmayacağını kaydeden Nas, “ABD gibi bir üçüncü ülkenin AB’ye aldığı kararın doğrudan Gümrük Birliği üzerinden Türkiye’ye uygulanması söz konusu değil. Tabi ABD’nin kararı açıklandığında ‘AB ve Gümrük Birliği içinde olduğu ülke’ gibi bir ibare olursa durum farklı olur. Ancak bunun olması düşük ihtimal” diye konuştu.
Buna karşın AB’nin misilleme olarak daha korumacı uygulamalara başvurmasının Gümrük Birliği’nin geleceğine zarar verebileceğine değinen Nas, “Tarifelerden etkilenmemek için AB’den ABD’ye yatırım gitmesi alternatif bir yatırım merkezi olarak Türkiye’nin daha az tercih edilmesine yol açabilir. AB ülkelerinin ABD’de pazar kayıpları söz konusu olursa yeni pazar arayışları artabilir” dedi.
Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesini yeniden gündeme getirmesinin önemine dikkat çeken Nas, “Yenilenmiş bir Gümrük Birliği’nin hizmet ticareti ve tarım ürünleri ticaretini de içermesi söz konusu. Türkiye-AB ilişkilerinde hizmet ticareti bu anlamda önem kazanabilir. AB’nin alacağı karşı önlemler sebebiyle tarım ürünleri ticaretinde canlanma olabilir” ifadelerini kullandı.
“Süreç bir an önce başlamalı”
Institut du Bosphore Başkanı Dr. Bahadır Kaleağası da, Trump’ın açıklamalarını, ‘ön müzakere için taktiksel manevra’ olarak yorumlarken, vergi kesinleştiği takdirde AB’nin de Amerika’ya karşı tarife uygulayacağını ve bunun niceliksel değil niteliksel bir tarife olacağını söyledi. Bu noktada AB’nin ürün ve eyalet bazında tarife üzerine çalıştığını söyleyen Kaleağası, “Bakıldığında dünyanın en büyük pazarı Avrupa ve en önemlisi de dünyanın geri kalanıyla en çok ekonomik anlaşması olan da Avrupa Birliği… Draghi Raporu’ndan bu yana kendi yeteneklerini geliştirmek için bu gibi durumları zaten fırsata dönüştürmeye çalışıyor” dedi.
Dünyanın en yoğun ticaret, hizmet ve veri alışverişinin Kuzey Amerika ve Avrupa arasında olduğunu hatırlatan Kaleağası, “Gümrük Birliği kapsamında Türkiye de bu ticaret savaşında taraf. Böyle durumlarda en büyük hata ticareti toplama çıkarmadan ibaret görmektir” diye konuştu.
Bu gelişmelerin tedarik zincirlerini ve yatırım ortamını fazlasıyla etkileyeceğini vurgulayan Kaleağası, şöyle devam etti: “Dolayısıyla Türkiye’nin bu konuya kapsamlı bir ‘küresel rekabet gücü politikası’ olarak bakması ve jeopolitik bakışla yaklaşması gerekiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde bunu fırsata çevirebilmesi için küresel müzakere gücü olarak da görmesi lazım. Bu noktada da Türkiye’nin her zaman yapması gereken şeyler değişmiyor: Makroekonomik istikrar, demokratik bir ortam, hukuk devletinin istikrarı ve yapısal reformlar. Yanı sıra Türkiye’nin bir an önce AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecini başlatması gerekiyor. ”
“AB ile yakınlaşmak gerekebilir”
Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Vekili Can Baydarol, “Amerika ile sınırlı ticaretimiz olduğu için çok da önemli değil diye, düşünebiliriz. Ancak bu Avrupa Birliği piyasalarını daraltacağı için, Avrupa’ya ihracatımızda sorun yaşayabiliriz. Bizim için pazar kaybına neden olur” dedi. Türkiye’nin de bu aşamada AB ile daha fazla yakınlaşması gerekeceğini söyleyen Baydarol, “Türkiye’nin masada güçlü tarafları da var belki ama bir an önce Kopenhag Kriterleri’ne uyum sağlamalıyız. Ancak hukuk ve demokrasi tartışmaları en avantajlı olduğumuz dönemde bu avantajları kaybetmemize yol açabiliyor” diye konuştu.
Zeytinoğlu: Bir fırsat kapısı da açılabilir
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Trump’ın tarife hamlesine ilişkin olarak Türkiye’nin doğrudan taraf olup olmayacağının henüz net olmadığını belirterek, “Avrupa Birliği bizim rakibimiz değil ama öte yandan başka bir üretici olduğu için aslında bu bizim için olumlu olarak da algılanabilir zamana bağlı olarak. Çünkü biz zaten Amerika’ya yüksek vergili giriyorduk, yani Amerika’nın favori ticaret partneri değildik. Ancak AB öyleydi. Yanı sıra Çin’e ve başka ülkelere de tarife uygulayacağı için benim şahsi kanaatim bizim için bir fırsat kapısı olabilir bu durum” diye konuştu. Trump’ın ABD’yi en ucuz üretim yeri yapması için bir çalışması bulunduğunu dile getiren Zeytinoğlu, bu dönemde ABD’de Türk firmaları için yeni yatırım fırsatları doğabileceğini de sözlerine ekledi.