İMAM GÜNEŞ
Türkiye’nin en geleneksel sektörlerinden biri madencilik. Endüstrilerin yaşadığı dönüşümlerle birlikte önemi gittikçe artan sektörde Türkiye, ‘kendine kısmen yeterli’ ülke olarak tanımlanıyor. Oysa dünyada ticareti yapılan 90 tür madenin 22’sinin ülkemizde rezervi yeterli ve büyük ihracat potansiyeli taşıyor. Topraklarının altında var olan potansiyeli nasıl, ne derece iyi kullandığı üzerinde düşünülmesi gereken temel soruların başında geliyor. Ne yazık ki 2023 yılında ülkemizde toplam ihracattan aldığı payı yüzde 2,26’ya düşen sektör, dış ticaret dengesi ve ihracatın ithalatı karşılama oranındaki azalmalarla zorluklar yaşıyor. Yıllık yaklaşık 6 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşan ve 160 bin kişilik istihdam sağlayan Türk maden endüstrisi, dönüşen endüstrilerle birlikte dünya ticaretinden daha fazla pay alabilir. Çünkü yenilenebilir enerji ve düşük karbon ekonomisine geçişte Türkiye’de var olan madenler kritik bir role sahip. Yeşil dönüşüm hedefleri kapsamında, yenilenebilir enerji ve temiz teknolojilerde lityum, kobalt, nikel gibi mineralleri verimli bir şekilde değerlendirmek büyük önem taşıyor. Dünya Madenciler Günü’nde, yürütülecek doğru politikalar üzerinde bir kez daha düşünmeye ihtiyaç var. Dosyamızda sektör temsilcilerinin sorunlara ve çözüm önerilerine yönelik önerilerini ortaya koyduk.
Dönüşen endüstriler fırsat sunuyor
Madencilik faaliyetleri, sanayi, enerji, tarım ve birçok endüstri kolunun temelini oluşturduğu gibi, günlük yaşam için de hammadde sağlıyor. Bu nedenle modern toplum için kritik önemini koruyor. Madencilik, binaların ve altyapının inşasından elektronik ve yenilenebilir enerji teknolojisinin oluşturulmasına kadar modern yaşamın neredeyse her alanını destekliyor. Modern dünyayı şekillendirmede hayati önem taşıyan teknolojik ilerlemeleri yönlendirmek açısından da önemli bir rolü bulunan sektörün günümüz dünyasına en önemli katkılarından biri, yenilenebilir enerji teknolojilerinin ihtiyaç duyduğu kritik mineralleri tedarik ederek düşük karbonlu bir geleceğe geçişi kolaylaştırması.
Zengin yeraltı kaynaklarıyla madencilik sektöründe önemli bir potansiyele sahip olan Türkiye, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73'üne sahip olmasıyla bu alanda dünya lideri konumunda yer alıyor. Kömür, altın, bakır, gümüş, krom ve mermer gibi stratejik öneme sahip madenler açısından da oldukça zengin.
Türkiye’de 160 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, yaklaşık 6 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ekonomiye değer katıyor. Ancak uzmanlar, bu potansiyelin çok daha yüksek olduğunu vurguluyor. Sektör temsilcilerine göre, gelişmiş ülkeler düzeyinde üretim yapıldığında yıllık ihracatın 30 milyar dolar seviyesine ulaşabileceği belirtiliyor. Bu hedefe ulaşılması durumunda, madencilik Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren üç sektöründen biri haline gelir.
Dış ticaret uyarı veriyor
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2023 yılında 255,8 milyar dolar olan toplam ihracattan yüzde 2,26 oranında pay alan madencilik sektörü, 2022 yılına göre yüzde 10,9 oranında azalarak 5,7 milyar dolar oldu. İhracatın yüzde 37,73’ü metalik cevherler, yüzde 37’si doğal taşlar, yüzde 22,68’i endüstriyel hammaddeler ve yüzde 2,60’ı enerji hammaddelerinden oluştu. TÜİK verilerine göre, 2023 yılında 339 milyar dolar olan toplam ithalattan yüzde 2,36 oranında pay alan madencilik sektörü ithalatı, 2022 yılına göre yüzde 31,11 oranında azalarak 8 milyar dolar oldu. Maden ithalatının yüzde 75,13’si enerji hammaddeleri, yüzde 15,17’si metalik cevherler, yüzde 8,51’i endüstriyel hammaddeler ve yüzde 1,19’u doğal taşlardan oluştu.
Madenciliğin dış ticarette aldığı pay da önemli bir yer tutuyor. 2005 yılına kadar dış ticaretten yüzde 2’nin altında pay alan sektör, o yıldan bu yana yüzde 2’nin üzerinde bir paya sahip. Sektör, 2010 yılında yüzde 2,92 pay alarak en yüksek seviyesine ulaştı. 2023 yılında ise bu pay yüzde 2,26’ya geriledi. Sektörün dış ticaretten aldığı pay üç yıldır kırmızı alarm veriyor. Sektörün performansı bu yılın 10 aylık döneminde yüzde 2,3 seviyesinde bulunuyor.
2001 yılında yüzde 93,65 ile zirveyi gören karşılama oranı, 2019 yılında 87,11 puan oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı da son 5 yıldır geriliyor. Son olarak 2023 yılında bu oran yüzde 64,45 oldu.
Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde rol oynayacak
Madencilik sektöründe dünya genelinde sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve çevresel duyarlılık ön plana çıkıyor. Özellikle karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve döngüsel ekonomi gibi uygulamalar, sektördeki en önemli trendler arasında yer alıyor. Yapay zekâ ve büyük veri analitiği kullanılarak maden rezervlerinin daha verimli bir şekilde işletilmesi, hem maliyetleri düşürmekte hem de iş güvenliğini artırıyor.
Türkiye’nin madencilik sektöründe yer altı kaynaklarını tam kapasiteyle değerlendirmesi, hem ekonomik büyüme hem de stratejik bağımsızlık açısından büyük önem taşıyor. Özellikle yeşil dönüşüm hedefl eri doğrultusunda, madencilik sektörü çevreyle uyumlu bir şekilde geliştirilerek geleceğin enerji sistemlerinin yapı taşlarından biri haline gelebilir. Bu vizyon, yalnızca ekonomik fayda sağlamayacak, aynı zamanda Türkiye’nin küresel arenada daha güçlü bir konum elde etmesine katkıda bulunacaktır. Bu bağlamda, madencilik sektöründe atılacak her adım, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle doğrudan ilişkilidir.
Türkiye, maden ticaretindeki payını artırabilir
Türkiye, dünya trendlerini yakından takip ederek bu alandaki fırsatları değerlendirip rekabet gücünü artırabilir. Özellikle Ar-Ge yatırımları ve teknoloji kullanımı, Türkiye'nin madencilikte daha yüksek katma değerli ürünler üretebilmesine olanak sağlayacaktır. Çevre dostu madencilik uygulamalarına geçiş, uluslararası standartlara uyum sağlamayı kolaylaştıracak ve Türkiye'nin global pazarlarda tercih edilen bir tedarikçi olmasına katkıda bulunacaktır.
Bunun yanında, eğitimli iş gücü yetiştirilmesi ve sektörde dijitalleşmenin desteklenmesi büyük önem taşıyor. Kamu ve özel sektörün ortaklaşa yürüteceği projeler, Türkiye'nin madencilik sektöründe sürdürülebilir büyümeyi yakalamasını sağlayabilir. Ayrıca, enerji ve lojistik altyapı yatırımları, hem yerel üretimi artıracak hem de Türkiye'nin global madencilik piyasasında güçlü bir oyuncu olmasını destekleyecektir. Doğal kaynakların verimli kullanımı ve çevresel etkilerin minimize edilmesiyle Türkiye, madencilikte lider ülkeler arasındaki yerini sağlamlaştırabilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında temel konu başlıkları arasında yer aldı. Osmanlı’dan miras endüstriler arasındaydı ve kritik önemini Cumhuriyet’in ardından da korudu. Yasal düzenlemelere ilk muhatap olan endüstriler arasındaydı, bürokrasisi hızlı geliştirildi. Hatta üzerine bir ihtisas bankası da kuruldu. Etibank’ın önderliğinde önemli çalışmalar gerçekleşti. Zamanla öncelikler arasında geri sıralara düşen alanda en büyük ihtilaçlardan bir tanesi adına bir bakanlığın oluşması. Bu yönde çalışmalar, yerin altındaki zenginliklerin sağlıklı, modern teknolojik uygulamalarla çıkarılması ve geliştirilmesi yönünde atılacak adımların başında geliyor.
Madencilik yeşil dönüşümde stratejik rol üstlenecek
Günümüzde en çok konuşulan geleceğin en önemli konularından yeşil dönüşüm noktasında da madenciliğin stratejik bir rolü var. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporu da madenciliğin bu rolünü gözler önüne seriyor. Yenilenebilir enerji ve temiz teknoloji için kritik öneme sahip olan madenler, temiz enerjiye geçişin temel taşlarından biri. Güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, lityum pillerden hibrit motorlara kadar birçok alanda kullanılan lityum, kobalt, grafit, nikel, bakır ve alüminyum gibi madenlerin talebi 2040’a kadar altı kat artacak. Bu noktada, sektör temsilcileri de Türkiye’nin kendi kaynaklarını etkin bir şekilde kullanması gerektiği vurguluyor.