Sanayi ve inşaatın, tesisatların temel malzemelerindendir borular. En büyük altyapı ve üstyapı projelerinden, küçük bir mobilya ayağına kadar pek çok yerde, hemen hemen tüm endüstrilerde temel ürün olarak kullanılır. Metal ve metal olmayan halleriyle iki bölümden oluşur. Metal boruların taşıyıcısı çelik, metal olmayanların ise plastik hammaddeli borulardır. Türkiye, her iki alanda da dünya çapında söz sahibi endüstrilere sahip bulunuyor.
Çelik boru üretiminde yaygın olan dikişli çelik boru alanında Türkiye, Avrupa’nın en büyük kapasiteli sanayi gücüne sahip, Almanya ve İtalya’nın önünde birinci sırada yer alıyor. Yılda 4,5 milyon ton üretim gerçekleştiriyor. Küresel piyasalarda ise dünyada çeliğin yarısını işleme gücüne sahip Çin, bu alanda da açık ara önde. Arkasından Rusya ve Hindistan geliyor.
90’lı yıllardan itibaren, özellikle 2000’li yıllardan bu yana önemli yatırımların gerçekleştiği bu alanda Türkiye, en yüksek kapasiteye 2016 yılında ulaştı. Zaten o yıl da dikişli boruda ilk 5’ten dördüncü sıraya yükseldi. Bunun yanında, Türkiye dünyanın en fazla dikişli çelik boru ihraç eden ülkeler arasında yer alıyor. Bu noktada Çin, Güney Kore ve İtalya’nın ardından geliyor. 2018 yılında 4,45 milyon ton çelik boru üretip 1.94 milyon tonunu ihraç eden Türkiye, 2023'te 4,5 milyon don olan üretiminin 2.6 milyon tonunu iç pazarda kullandı.
Endüstride 40 santime kadar olan ürünler, küçük çaplı, bu boyutun üzerindeki ürünler de büyük çaplı borular olarak sınıflandırılıyor. Türkiye, küçük çaplı dikişli çelik boru alanının önemli oyuncusu olarak faaliyet yürütüyor. 2024 yılına 4 milyon 530 bin ton toplam dikişli çelik boru üretim kapasitesiyle giren sektör, bu gücün 3 milyon 745 bin tonluk bölümünü 40 santimden küçük ürün imalatından alıyor. Son 10 yılda en yüksek kapasiteye 2016 yılında ulaşan (üstteki tablodan izleyebilirsiniz) Türkiye’de endüstri zaman içerisinde performansını düşürdü.
Bunun birkaç nedeni var. En önemli sebeplerden bir tanesi ihracat pazarlarına yakınlık stratejisinin 2010’lardan itibaren devreye girmesi oldu. Avrupa’da, ABD’de ve Afrika ülkelerinde fabrika kuran Türk sanayicinin yatırımları artış gösterdi. Kota, damping, sübvansiyon gibi uygulamalarla devreye alınan korumacılık, ülkeler arası sorun olmayı uzun süredir devam ettiriyor. Çoğu zaman ekonomik nedenden ziyade ülkelerin siyasi tercihlerinden de kaynaklanıyor olması, korumacılık uygulamalarından olumsuzluk yaşayan Türk sanayicisini, yurtdışında yatırım yapma stratejisi geliştirmeye yöneltti.
Global şirket adımları hızlandı
Yani Türkiye'de kendini dünya çapında kanıtlayan köklü kuruluşlar, başta korumacılık uygulamalarından korunma olmak üzere birden fazla nedenle yönünü yurt dışına çevirdi. Global şirket hüviyeti kazanmak için güçlü adım atan şirketler arasında en büyük yatırımı hamlesi Borusan Holding'ten geldi. Türkiye’nin ilk özel ve en büyük ikinci yassı çelik üreticisi olarak 1990’da kurulan Borçelik, 2001’de İtalyan merkezli Struco Vobarno’yu satın aldı. Yanı sıra ABD’de 150 milyon dolar yatırımla yıllık 300 bin ton kapasiteli boru üretim tesisi kurma kararını ülkede 2013'te temel atarak realize etti. Borusan Grubu, ilk sanayi girişimi olarak kurulan Borusan Boru'nun tüm hisselerini 2023 yılında satın aldı. Şirket aynı zamanda, ABD’nin Florida ve Alabama eyaletlerinde 2 tesisle 44 yıldır faaliyet gösteren Berg Pipe’ı satın alırken, Romanya’da yeni tesis kurmak için 15 milyon Euro yatırım gerçekleştirdi.
150 ülkeye ihracat
Türkiye’de toplam olarak 5 milyon ton boru ve profil imalatı yapılıyor. 150’ye yaklaşan ihracat yüzde 40’lar düzeyinde. Üretim, limanlara yakın bölgelerde gerçekleşiyor. Marmara’da, Karadeniz Ereğli’de, Akdeniz, İskenderun’da gerçekleşen üretimde kullanılan yassı çelik, sektörün ilk yıllarında tamamen ithalat yoluyla karşılanıyordu. Türkiye’de bu alana gerçekleşen yatırımların devreye girmesiyle zamanla ithalat azalırken, hedefl er, yüzde yüz yerli girdiden tedarik sağlanması üzerine yapıldı. Bu konuda 2025 önemli bir tarih. Çolakoğlu Metalurji, Türkiye’nin sıcak haddelenmiş yassı çelik ithalatını azaltacak yatırımlar yapan şirketlerin arasında yer alıyor. 2026 yılında tamamlanacak yatırımlarıyla aşınmaya dayanıklı çeliklerin de yerli olarak üretimini, Türkiye’de gerçekleştirecek ilk şirket olacak. Türkiye ekonomisine yatırımıyla yerli girdi temini ile yeni katkılar sağlayacak.
Dijitalleşme ana gündem Dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları, ileri teknoloji yatırımlarıyla temiz sanayi vasıfl arında hizmet yürütmek sektörün en önemli önceliklerinden. Yeşil enerji ve karbon emisyonu sınırlamalarına uyum, sektörün gündeminin ilk en önemli gündem maddelerinden bir tanesi.
Çelik boru sanayisi de tüm endüstrilerin önünde duran ‘dönüşüm’ konusunda önemli projeler üretiyor. Yeşil dönüşüm uygulamalarına ilişkin en hızlı reaksiyon veren endüstriler arasında yer alan çelik borunun dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden köklü kuruluşları öncü yatırımlara imza atıyor.
2026 yılı ile birlikte global ticarette tarihi bir değişimin başlayacak olması şirketleri bu konuda önemli projeler geliştirmeye yöneltti. Bu firmalardan biri de Borşen. Türkiye’de ilk ‘green energy’ sertifikalı paslanmaz çelik hammadde siparişini veren Borşen yönetimi, paslanmazın kendisinin yüzde 100 geri dönüşümlü bir malzeme olduğundan hareketle bu dönüşüme uygun şekilde üretilmesini zaruri görüyor. Erciyas Çelik Boru da sürdürülebilir üretime önemli yatırımlar gerçekleştiren grupların başında yer alıyor. Grup, tükettiği doğal kaynak ve enerjiyi her yıl yüzde 1 azaltmayı, 2030 yılına kadar yüzde 50 enerji tasarrufu yapmayı ve karbon emisyonunu da yüzde 50 azaltmayı hedefl iyor. Erciyas Çelik Boru ayrıca dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarını daha da öne çıkardı.