Mobilyayı Türkiye ekonomisinin en güçlü sektörlerinden yapan birden fazla neden var. 20 yıldan bu yana çok önemli bir atılım içerisinde örneğin. 2001’de dünya mobilya pazarından aldığı pay binde 3 iken, bugün yüzde 2’ye yaklaşıyor. Türkiye ihracatından aldığı pay da o tarihten günümüze binde 8’den, yüzde 2’ye yükseldi. Yüzde 80 yerlilik rasyosu ile üretim yapıyor ve her yıl 4 milyar dolar dış ticaret fazlası veriyor.
Yanı sıra tüm bu başarılı performansı ileriye taşıyacak önemli bir üretim gücü de bulunuyor Türkiye mobilya endüstrisinin. Dört farklı alanda da ileri düzeyde üretim yapabilme gücüne sahip olduğundan, iç pazarda ve küresel piyasalarda tüm taleplere yanıt verebilecek entegre çözüm olanaklarına sahip olan sektörün uzmanlık alanlarından biri de ofis mobilyaları. Hazırladığımız özel dosyada, aşağıdaki satırlar dahil, yer alan haberleri okuduğunuzda ofis mobilyalarının, Türkiye ekonomisi için önemli bir fırsat alanı olduğunu rahatlıkla göreceksiniz.
Ofis mobilyaları üretimi, doğal olarak iş alanlarından gelen talebin yoğun olduğu şehirlerde başlıyor öncelikle. Bozkır kasabası hüviyetinden başkente dönüşen Ankara, bugünün iki önemli kuruluşuna ev sahipliği yapıyor. 1927’de kurulan Nurus, 1971’de Faruk Malhan tarafından faaliyete geçirilen Koleksiyon Mobilya, bugün sektörüne önemli katkılar sağlıyor. Yine Sivas da önemli bir markanın kuruluş yeri oluyor. Ersa, Sivas’ta başlayan iş yolculuğunu Ankara’da dev üretim tesislerinde devam ettiriyor. 1950’li yılların ortalarına kadar ticaretin merkezi İstanbul’da ihtiyaçlar mikro ve küçük ölçekli atölyelerde metal çekmece üretimiyle yürütülen imalatla karşılanıyor. 1960’lardan sonra sektörün madeni eşya üretiminde sanayileşmiş olduğunu hatta o dönem Devlet Malzeme Ofisi’nin üretemediği özgün ürünlerin sektörde üretilir hale geldiğini görüyoruz. İlk girişimcilerden iş insanı Turan Tuna’nın kurduğu şirketin adı, kullanılan malzemenin de belirgin olarak yer aldığı şekliyle Tuna Çelik oluyor ilk zamanlar. Üretimine ahşap ve döşemeli ürünleri ekleyen Turan Tuna, sektörün ilk show room’unu da ofis mobilyası ticaretinin o dönemki merkezi İstanbul Karaköy’de açıyor. Tuna Ailesi’nin sonradan adını Tuna Ofis olarak değiştirdikleri şirketleri ile ofis mobilyalarında ilk global şirket ortaklığını 1992’de İsviçreli Girsberger AG Holding ile gerçekleştirdiklerini belirtelim.
“Büyük fuar alanlarına ihtiyaç var”
1980’lerden sonra bankacılık sektörünün gelişmesi, özel sektörün, ofis binalarının büyümesi, teknoloji otomasyonun yaygınlaşması ile ofis mobilyaları da bir sektör haline dönüştü. 1999 yılında Ofis Mobilyaları Sanayi ve İşadamları Derneği (OMSİAD) kuruldu. Ofis mobilyaları, OMSİAD’ın da etkin çalışmalarıyla, bir taraftan üretim gücünü artırdı, diğer yandan ihracatta da önemli bir kanal haline geldi.
Ofis mobilyaları sektörü, 2024 yılı itibariyle 16 büyük ölçekli, 173 orta ölçekli, bin 160 küçük ölçekli ve 14 bin 47 mikro ölçekli olmak üzere 15 bin 396 girişimcisi ile 55 bin 393 kişiye istihdam sağlıyor. Ofis mobilyalarının güçlü oyuncuları, 2010 yılında 59 ülkeye 179 milyon dolar ihracat faaliyetinde bulunurken, 2024 yılında 176 ülkeye 1 milyar 900 milyon dolar ihracat değeri ortaya kondu. Bu noktada 2023 yılında 177 ülkeye 1 milyar 890 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini de belirtelim.
“Sektörün gelişmesinde fuar organizasyonlarının önemi büyük”
Aynı zamanda Ankara Sanayi Odası Başkan Yardımcısı, TOBB Mobilya Ürünleri Meclis Başkanı ve Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkan Yardımcısı olan OMSİAD Başkanı Ercan Ata, devlet verilerinden alınan bilgi ile 12,5 milyar dolar olan genel mobilya üretiminin yüzde 25’inin Türkiye ofis mobilyaları sektörünün gerçekleştirdiğini vurguladı. Ercan Ata, sektörün gelişmesinde yurt içi ve dışındaki fuar organizasyonlarının önemine dikkat çekiyor. Ata, “2000’li yılları ile ulusal İsviçreli ve uluslararası fuarlar, iş heyetlerinde katılım artmış, sektörün markaları dünya pazarında görünmeye başladığından özellikle uzak bölgelere ihracatta önemli artışlar var” dedi. Sektörün ihtiyacı da bu noktada kendini gösteriyor. Dünyanın en büyük üç fuarından biri olan, Avrupa’da ise ilk sırada yer alan fuar organizasyonu, tek isim altında iki ayrı fuar merkezinde gerçekleşiyor. Ercan Ata, “Sektörümüzün en önemli organizasyonu IIFF Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’dır. Türkiye’de ilk defa bir sektör kendi fuarını belki de kendi yapmaktadır. Kurucu derneklerinden olduğumuz MOSFED’in kurduğu fuarcılık firmamız ile aynı tarihlerde 2 ayrı fuar alanında organize edilmektedir. İstanbul’da doğru konumda fuar alanı ihtiyacı vardır. Sadece mobilya sektörü en az 200 bin metrekare fuar alanına ihtiyaç duymaktadır. Bu konu hem sektörün hem de ülke ihracatının büyümesi için çözüme kavuşturulması gereken öncelikli sorunlardan biridir” diye konuşuyor.