MEHMET KAYA/ANKARA
Türkiye’nin sahip olduğu zengin maden çeşitliliğine rağmen madencilik sektörünün Gayri Safi Milli Hasıla’daki (GSMH) payının yalnızca yüzde 1,3’te kaldığını belirten Türkiye Krom Üreticileri Derneği (KROMDER) Başkanı Bülent Aksu, bu oranın madenciliğin gelişmiş olduğu ülkelerde yüzde 8-10 olduğunu, Türkiye’nin potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini vurguladı.
Anadolu coğrafyasının medeniyetlerin beşiği olarak madenler açısından son derece zengin olduğuna değinen Aksu, “Ancak madenciliğin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi için sektör siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınmalı ve kamu yararı öncelikli tutulmalıdır. Madencilik mevzuatında gerekli değişikliklerin yapılması ve teşvik tedbirlerinin artırılması sektöre ciddi bir ivme kazandıracaktır. Sektörümüz ülkemizin cari açığın kapatılmasında ve işsizliğin önlenmesinde çok ciddi katkılar yapabilir” dedi.
“Teşvikler sağlanmazsa ihracattaki düşüş kaçınılmaz olacak”
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar dünyanın önde gelen krom üreticilerinden biri olan Türkiye’nin, Güney Afrika, Kazakistan ve Zimbabwe gibi ülkelerin rekabete girmesiyle liderliği kaybettiğini belirten Aksu, krom ihracatının son yıllardaki düşüşüne dikkat çekti. 2010’da 2,2 milyon ton olan krom ihracatının 2020’de 925 bin tona kadar gerilediğini aktaran Aksu, “2023’te toparlanarak 1,2 milyon tona ulaştık, ancak hâlâ 2010’un gerisindeyiz. Gerekli mevzuat değişiklikleri ve teşviklerin uygulanmaması durumunda gelecek yıllarda bu miktarlar daha da azalacak'' diye konuştu.
‘’Arama faaliyetleri desteklenmeli’’
Genel olarak madencilikteki ruhsat ve mülkiyet güvencesinin sağlandığını belirten Aksu ‘’Sürdürülebilir ve sorumlu madencilik için de planlı bir yatırım ve yapılacaklar için de zamanlı bir plan gerekli’’ dedi. Türkiye’de kurulu ferrokrom tesislerinin yüksek enerji ve hammadde maliyetlerinden kaynaklı yüzde 35’inin kullanılabildiğini belirten Bülent Aksu, ayrıca arama faaliyetleri için gerekli izin süreçlerinin 1,5-2 yıl gibi uzun bir süreyi bulduğunu vurgulayarak bu süreçlerin hızlandırılmasını ve arama faaliyetlerinin teşvik edilmesini önerdi.
Krom madenciliğinde, arama faaliyetlerinin, yer altı krom madenciliğinin desteklenmesi ve resmi kurum giderlerinin düşürülmesi gerektiğine değinen Aksu, ‘’ Çok farklı özellikler taşıyan madenlerin buna uygun şekilde mevzuatının da farklılaşması gerekir. Metalik madencilik sektörü, agrega, kömür ve çok farklı metotlarda üretim yapan madencilik sektörleri aynı kanun ve yönetmeliklere tabi. Bununla ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı. Güvenliğe hassasiyet gösterilerek patlayıcı madde kullanım mevzuatında değişiklikler gerekiyor’’ dedi.
‘’Madencilikle ilgili koruma mevzuatı yeniden gözden geçirilmeli’’
Türkiye’nin yüzde 28,8’inin orman vasıflı olarak belirlendiğini ve madencilik faaliyetleri için bu alanın binde üçünün, geçici özellikli olarak kullanıldığını belirten Bülent Aksu, ‘’Kesilen her 100 bin ağaçtan sadece birinin madencilik için kesiliyor. Orman ürünlerinde ağaç endüstrisi ve yakacak için 35 milyon ağaç kesiliyor. Ülke yüzölçümünün binde birinin madencilik için kullanılmasına karşılık sektörün çevre baskısı altında’’ ifadelerinde bulundu.
Madencilikle ilgili koruma mevzuatının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiren Bülent Aksu, “Madencilik faaliyetleri için, zeytinliklere 3 km mesafe sınırlandırılması getirilmiştir. 3573 Sayılı Kanun’da zeytinlik (zeytinlik saha, kimyevi atık toz ve duman) gibi maden tesisi tabirlerinin tanımları yok. Dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 70’inin gerçekleştirildiği, İspanya, İtalya Yunanistan’da 3 km veya buna benzer bir kısıtlama yok. Diğer ülkelerde sadece; ‘Anıtsal ağaçlara 10 metre mesafeye kadar yaklaşılamaz’ hükmü bulunuyor. Zeytinlik alan tanımı yapılmadan bazı bölgelerde bakılmayan ve toplanmayan 10-20 zeytin ağacı için milyar dolarlık projeler yapılamıyor. Kamu yararı alınmış madencilik faaliyetlerinin zeytinlik alanlarda yapılması yönünde gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalı’’ dedi.
Krom atıklar yeniden işlenebiliyor, atık mevzuatı değişmeli
KROMDER Başkanı Bülent Aksu krom artıklarının sonradan yeniden işlenmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle krom atıklarının yeniden kullanılamayacak şekilde depolanması zorunluluğunun kaldırılması gerektiğini belirtti.
Aksu şu ifadelerde bulundu: “Dünyanın çeşitli ülkelerinde krom madenciliği yapılmakta olup Avrupa’da özelliklerinden dolayı endüstriyel mineral sayılan krom madenciliği, ülkemizde farklı değerlendiriliyor. Geçmişte atık olarak biriktirilen, yüzde 5-10 tenörlü krom artıkları, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle işlenmeye başladı. Çevreye hiçbir olumsuz etkisi olmayan krom zenginleştirme tesisi atıklarının depolanmasında hiçbir ülkede geçirimsizlik sistemleri teşkil edilmesi zorunluluğu bulunmamasına rağmen ülkemizde krom konsantre tesis artıklarının geçirimsizlik sistemleri teşkil edilerek depolanması isteniyor. Bu durum, özellikle düşük tenörlü krom madenciliğini ülkemizde yapılamaz hale getiriyor. Bir daha kullanımına sunulmayacak şekilde depolanması talep edilen, krom cevheri artıklarının, sürdürülebilirlik kapsamında, gelecekte hammadde olarak kullanılabileceği sektörlerin belirlenmesi, ekonomiye yeniden kazandırılması ve geçmiş dönemdeki artıkların değerlendirilmesini belirlemek için üniversitelerimizle bir proje başlatıldı.
Türkiye’de uzun yıllardır krom madenciliği yapılmasına rağmen yeterince arama faaliyeti yapılamadığını belirten Bülent Aksu; ‘’Yüzeye yakın kaliteli krom cevherleri tükenme noktasına geldi. Ayrıca krom cevheri arama faaliyetinin diğer madencilik sektörlerine göre yatırım riskleri çok daha yüksek. Krom madenciliğinin sürdürülebilirliğinin sağlanması için özellikle yeraltı olmak üzere krom cevheri arama faaliyetlerinin teşvik sistemleri ile desteklenmesi gerekiyor’’ şeklinde konuştu.