Küresel iklim değişikliği ile mücadele; dayanaklı altyapılar, dijital çözümlerin tasarlanması; enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji sistemlerinin hayata geçirilmesi için finansal yatırım ihtiyacı çok büyük.
Dünya Bankası’nın Ekim 2019 verilerine göre, 2030 yılına kadar iklim değişikliğine uyum sağlamak için dayanıklı altyapıların inşası için 90 trilyon dolar yatırım gerekiyor.
Aynı zamanda; toplumsal kalkınmanın başarıya ulaşması için toplumların refah düzeyinin artırılması, eğitim ve sağlık sistemlerinin iyileştirilmesi, yeni istihdam alanlarının açılması ve düşük karbon ekonomisi modellerinin geliştirilmesine ihtiyaç var.
Finans ve bankacılık sektörü, özellikle son 30 yıldır, sürdürülebilir kalkınma odaklı yatırımların gerçekleştirilmesi, farklı sektörlerin yeşil dönüşüm süreçlerinin teşvik edilmesi, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik uygulamaların benimsenmesi ve teknolojik gelişmelerin hayat bulması için öncü ve sürükleyici bir rol üstleniyor.
Türkiye Bankalar Birliği tarafından hayata geçirilen “Bankacılık Sektöründe Sürdürülebilirlik: Sektör Görünüm Raporu”, Türkiye’de finans ve bankacılık sektörünün izlediği gelişmeleri, gelecek dönem hedeflerini ve iyi uygulama örneklerini değerlendiriyor.
Ülkemizde bankacılık sektörünün sürdürülebilirlik görünümünü anlamak için TBB üyesi olan bankalarla gerçekleştirilen çalışmanın sonuçlarına göre, Türkiye’de sürdürülebilir finansman uygulamalarını benimseyen bankalar çoğunlukta. Bu uygulamalara sahip olan bankalarının çoğu, konuya hem çevresel hem sosyal perspektiften bakıyor. İklim finansmanı ve yeşil dönüşüm konuları ise, bankaların öncelikli başlıkları arasında yer alıyor. Rapor, Türkiye bankacılık sektörünün, dünyadaki sürdürülebilirlik uygulamaları ile uyumlu bir gelişim gösterdiğinin de altını çiziyor.
Bankaların faaliyetleri için yön belirlenmesi, iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerin ve fırsatların daha etkin yönetilmesi, düşük karbon ekonomisine geçişin desteklenmesi ve sürdürülebilir bir gelecek için sektöre bilgi sunulması hedeflenen raporda, iklim finansmanı ve yeşil finansman, mavi finansman, etki yatırımı, dijitalleşme ve kurumsal sürdürülebilirlik alanında yapılan çalışmalara yer veriliyor.
Bankaların gelecek dönemde bu alanlarda yaptıkları çalışmaları daha da geliştirerek sektörü bir adım öteye taşımaları, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması açısından çok önemli bir rol üstlenecek.
40 sayfadan oluşan raporda öne çıkan değerlendirmelere bakalım:
- İklim finansmanı ve yeşil dönüşüm konuları, bankaların öncelikli başlıkları arasında geliyor. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve diğer temalı finansman mekanizmaları gelişiyor ve çeşitleniyor.
- Bankacılık sektörü, finans kuruluşlarının arasında sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir finans uygulamalarını en erken uygulamaya almış olan sektörler arasında.
- Sürdürülebilirlik konusunu benimseyen bankaların, konuyla ilgili bir stratejisinin veya politika dokümanlarının olduğu, ayrıca üst yönetim tarafından sahiplenilen bir sürdürülebilirlik yönetişim yapısını hayata geçirdiği görülüyor.
- Hem finansman süreçlerinde çevresel ve sosyal risklerin yönetimine yönelik mekanizmaların kurulması, hem de çevre ve toplum dostu, olumlu etki yaratacak finansman enstrümanlarının geliştirilmesi gibi adımlarla bankalar, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma yolculuklarında destekleyici bir pozisyon kazanmış durumdalar.
- Finans sektöründe karbonsuzlaşma, kömürden çıkış politikaları, uluslararası kalkınma perspektifinde sürdürülebilir kalkınma finansmanı uygulamaları ile finans sektörü sürdürülebilirlik gündeminde önemli bir yere sahip.
- Yeşil Mutabakat ve AB Taksonomisi gibi gelişmeler sürdürülebilir finansman tanımının standartlaşması yolunda bir çerçeve çiziyor ve sürdürülebilir finansmanı tanımlayıcı kriterleri somutlaştırıyor. İklim değişikliğiyle mücadele, karbonsuz bankacılık, dijitalleşme ve etki yatırımı gibi alanlar bankaların yeni strateji ve uygulamalar geliştirdiği alanların başında geliyor.
Bilinç düzeyi artıyor, uygulamalar çeşitleniyor
Yurtdışındaki devinimle paralel olarak Türkiye’de de bankacılık sektöründe sürdürülebilirlik konusunda bilincin artığına ve uygulamaların çeşitlendiğine yer verilen raporda, Türkiye bankacılık sektöründeki sürdürülebilirlik uygulamaları incelendiğinde, bankaların hem yeşil hem sosyal finansman alanında faaliyetlerinin olduğuna, dolayısıyla tek bir odakla değil, geniş perspektifli bir yaklaşımla hareket ettiklerine yer veriliyor.
İklim finansmanı, Türkiye’de bankaların uygulamaları arasında önde gelen temalar arasında yer alıyor. Uluslararası trendlerle de uyumlu olan bu yaklaşım, bankaların yeşil, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji temalı finansmanlarını daha da çeşitlendirerek ve derinleştirerek iklim finansmanı başlığı altında gruplamaya başladığını gösteriyor. Öte yandan; kömür finansmanından çıkış, sektörde yeni de olsa, ele alınmaya başlayan bir tema olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de bankaların %90’ı sürdürülebilir finansman yaklaşımını takip ediyor
Türkiye Bankalar Birliği üyeleri arasında yapılan anket çalışmasında öne çıkan bazı sonuçlar şöyle:
- Bankaların %90’ı yeşil ve sosyal temalı finansman konuları da dahil olmak üzere sürdürülebilir finansman yaklaşımını takip ettiğini belirtiyor. Bahsi geçen üye bankalar; sürdürülebilirlik bağlantılı sendikasyon işlemleri, sürdürülebilir tahvil ihraçları, KOBİ’lerde sürdürülebilir finansman alt yapısının geliştirilmesi, portföyün maruz kaldığı ve kalması muhtemel risklerin modeller geliştirilerek çevresel ve sosyal açıdan analiz edilmesi, sürdürülebilir tarımın desteklenmesi ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması ile ilgili konularda hayata geçmiş uygulamaları bulunduğunu ifade ediyor.
- Yeşil finansman kapsamında bankalar yeşil tahvil ihracı gerçekleştirilmesinin yanı sıra; yenilenebilir enerji ve altyapı, enerji verimliliği, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ile iklim değişikliği etkilerinin sınırlandırılmasında önemli rol oynayan uygulamalara yönelik kredilerinin de mevcut olduğunu belirtiyor.
- Sosyal finansman başlığı altında, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, pandemi sürecine destek olmaya yönelik krediler, kadın çalışan oranlarının artırılmasını hedefleyen krediler, KOBİ finansmanı, sosyal altyapı yatırımlarının finansmanı ve çiftçi finansmanı gibi uygulamaların öne çıktığı görülüyor.
- Ankete cevap veren bankaların yaklaşık yüzde 90’ı sürdürülebilir finansman, yüzde 74’ü yeşil finansman ve yüzde 68’i sosyal finansman ile ilgili gelecek dönem hedeflerine sahip olduğuna dikkat çekiyor.
- Temiz enerji dönüşümü finansmanı kapsamında bankalar, çoğunlukla yenilenebilir enerji uygulamalarını desteklediğini ifade ederek yüzde 100 oranında güneş, yüzde 94 oranında rüzgâr ve hidroelektrik, yüzde 81 oranında biyokütle ve yüzde 75 oranında jeotermal enerji uygulamalarına yönelik finansman sağladığını ve ilave olarak elektrifikasyon, yeşil hidrojen ve gelgit enerjisini yatırımlarını da desteklediğini belirtiyor.
- Çalışmaya katılan bankaların yaklaşık yüzde 80’i sanayide, yüzde 63’ü ulaşımda, yüzde 58’i binalarda ve yüzde 53’ü tarımda enerji verimliliğine yönelik finansman enstrümanlarına sahip olduğunu vurguluyor.
- Birlik üyesi bankaların yüzde 53’ü mavi finansman konusunu; yaklaşık yüzde 68’i atık yönetimi ve döngüsel ekonomiyi; yüzde 32’si biyoçeşitlilik finansmanını destekliyor.
- Bankaların yüzde 60’ı tarımda sürdürülebilirliğe yönelik uygulamaları finanse ettiğini belirtiyor.
- Birlik üyesi bankaların yaklaşık yüzde 80’i AB Taksonomisi’ne uyum konusunda çalışmaları bulunduğunu beyan ediyor.
Küresel yeşil tahvil piyasası 3,7 trilyon dolara ulaştı
İlk olarak 2008 yılında Dünya Bankası’nın “yeşil tahvil” etiketli tahvilleri kurumsal yatırımcılara ihraç etmesinin ardından tematik tahvil ve kredi başta olmak üzere sürdürülebilir borçlanma araçlarının kullanımı artmaya başladı.
Dünya Bankası (2018) ve Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü (2022) verilerine göre, 2020 yılında küresel yeşil tahvil piyasası 700 milyar doları aştı. Bu piyasadan elde edilen gelir sırasıyla en çok enerji sektörü, düşük karbonlu binalar ve ulaştırma alanlarında kullanıldı.
2021 yılında küresel yeşil tahvil piyasası 1 trilyon doların üzerine çıktı. Bu miktar 2015 yılına göre 20 katlık bir artışı gösteriyor ve küresel borç piyasalarının yüzde 10’unu temsil ediyor.
Yeşil tahvillere ilave olarak sosyal tahvil, sürdürülebilir tahvil, sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ve geçiş tahvili piyasalarının tamamına bakıldığında, 2017 yılından bu yana ihraçların artma eğilimde olduğu görülüyor. 2022 yılı sonu itibariyle, gelindiğine, küresel ölçekte ihraç edilen YSS+ tahvili hacmi 3,7 trilyon dolara ulaştı. 2022 yılında, 487,1 milyar dolar tutarında yeşil tahvil ihraç edildi ve sürdürülebilirlik tahvilleri 166,4 milyar dolara ulaşırken, sosyal tahviller toplamda 130,2 milyar, sürdürülebilirlik bağlantılı tahviller 76,3 milyar, geçiş tahvilleri ise 3,5 milyar dolara ulaştı.