İklime bağlı ani hava değişikliklerinin tarımsal üretime olumsuz etkileri her yıl artarak tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Uzmanlar, yıllardan beri iklime bağlı hava değişikliğinin tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceğini ve üretimde büyük zararlara yol açacağını dile getiriyor. Önlemler alınmazsa hem üreticinin hem de tüketicinin bundan olumsuz etkileneceğini ısrarla vurguluyor. Ancak deyim yerindeyse yumurta kapıya dayanıncaya kadar doğru dürüst bir önlem alınmadı. Bugün yumurta kapıya dayandı. Tehlike her yıl biraz daha kendini gösteriyor. Ülkenin farklı bölgelerinde zirai don, aşırı yağış, aşırı sıcak, kuraklık, su sorunu çiftçinin üretimini ve tüketicinin sofrasını doğrudan etkilemeye başladı.
Geçmişte 5-10 yılda bir görülen kuraklık artık her yıl ülkenin farklı bölgelerini etkisi altına alarak tarımsal üretimi tehdit ediyor. Keza zirai don, dolu, aşırı yağış, aşırı sıcak ve yağış rejimindeki değişiklikler üretim üzerindeki en büyük tehdit olarak görülüyor. Çiftçilerle sohbetlerimizde daha önce mazot, gübre gibi temel girdilerdeki fiyat artışları ve bunun üretime yüksek maliyet olarak yansıması en önemli sorun olarak dile getiriliyordu. Şimdilerde çiftçiler en önemli sorun olarak iklime bağlı ani hava değişiminin yol açtığı zararları dile getiriyor.
Bu yılın ilk 3 aylık döneminde zirai don, kuraklık, su sorunu tarımın en önemli sorunu haline geldi. Bu sorunlar farklı bölgelerde çok sayıda ürünün zarar görmesine ve geleceğe ilişkin endişelerin de artmasına neden oldu.
Çukurova’da zirai don olur mu?
İnanılması zor olsa da Çukurova’yı Şubat ayında zirai don vurdu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Ocak 2025’te son 65 yılın en düşük yağışını alan Adana, Mersin ve Hatay’da 21-25 Şubat tarihlerinde yaşanan zirai don bir felakete dönüştü. Narenciye başta olmak üzere sert çekirdekli meyvelerden kayısı ve şeftali, ejder meyvesi, tarla bitkilerinden soğan, patates, marul, karpuz ve diğer ürünler ciddi zarar gördü. O günlerde dondan etkilenen buğday tarlalarındaki zarar ise 1 ay sonra ortaya çıktı.
Adana Ceyhan’da çiftçilik yapan Gökhan Akgül buğdaydaki zararı şöyle anlattı: “Şubat ayında narenciye bahçelerimizde ve diğer ürünlerle birlikte buğday tarlalarında da zirai don etkili oldu. Kasım ayında ektiğim 120 dönüm buğday tarlam için her türlü masrafı yaptım. Mazot, gübre, tohum gibi tüm girdileri kullandık. Kasım 2024’te ekim yaptık. Şubat’taki zirai don felaketinden buğdaylarımız da etkilendi. Biz sulama yaparak kurtarmaya çalıştık. Ancak dondan zarar gören buğday havaların ısınması ile birlikte sararmaya başladı. Ürünün gelişimi büyük oranda durdu.
Sulamak da işe yaramadı. Yerine başka ürün ekmek üzere tarlayı sürdüm. Fakat yeni ürün için gereken suyu da alamadık. Devlet Su İşleri su vermediği için bu ekimi de yapamıyoruz. Benim gibi çok sayıda çiftçi var. Onlar da “ürünü kurtarabilir miyiz” diye umutla bekliyor. Kurtaramazsa hepsi tarlayı sürecek. Kurtarsa bile ciddi verim kaybı olacak. Emeğimiz, masrafl arımız boşa gitti.”
Adana, Mersin, Hatay ve Manisa’da hasar büyük
Ülke genelinde zirai don etkili olsa da en büyük zarar Adana, Mersin, Hatay ve Manisa’da oluştu. Türkiye’nin meyve ve sebze üretiminde, ihracatında en önemli paya sahip olan bu illerde üretici çok büyük zarara uğradı.
Zirai don ile ilgili hasar tespitleri yapıldıktan sonra Ziraat Mühendisleri Odası Adana ve Mersin şubesi, Adana’nın Seyhan ve Yüreğir Ziraat Odası ile Mersin Ziraat Odası başkanları basın toplantısı düzenleyerek yaşananları şöyle özetledi: “Adana, Mersin ve Hatay’da eksi 6 ile eksi 8 dereceye kadar düşen hava sıcaklığının etkisi ile yaşanan zirai don felaketi, patates, marul, karpuz, narenciye, nektarin ve sert çekirdekli meyvelerde üretimde büyük kayba neden oldu. Bölgelerimize göre değişmekle birlikte eksi 6 ile 8 dereceye kadar düşen hava sıcaklığından, maalesef yetiştirilen ürünler yerle bir oldu ve tüm üreticilerimizin ürettikleri ürünler çeşitlere göre; yüzde 50 ile yüzde 80 arasında, erkenci sert çekirdeklilerde ise yüzde 100’e yakın zarar gördü; aslında tarımsal üretim neredeyse başlamadan bitmiş oldu. Özellikle narenciye başta olmak üzere çok yıllık bitkilerde sadece bu yılın ürünleri açısından değil hem ağaçlar hem de önümüzdeki yılların verimi açısından büyük zarar oluştu. Doğu Akdeniz bölgesindeki bu felaket yalnızca tarıma ve çiftçiye değil aynı zamanda ülke ekonomisine de büyük zararları oldu. Bu felaket sadece üreticileri değil, tüketicileri, ihracatçıları, dolaylı olarak da çiftçilerin ilaç gübre ihtiyaçlarını karşılayan zirai ilaç ve gübre bayilerini de mağdur edecektir.”
Dünyaca ünlü Sultaniye üzüm bağları dondu
Adana, Mersin ve Hatay’daki zirai don felaketinin bir benzeri tam bir ay sonra Manisa’da üzüm bağlarında ve meyve bahçelerinde etkili oldu. Türkiye’nin dünyaca ünlü Sultaniye üzümünün üretildiği Manisa’da üzüm bağları zirai dondan büyük zarar gördü. Kuru üzüm üretiminde ve ihracatında lider olan Türkiye’de en fazla üretim Manisa’da gerçekleştiriliyor.
Mart ayının büyük bölümü Ege’de yağışsız ve sıcak geçti. Sıcaklıklar o kadar arttı ki 20 Mart’a kadar ağaçlar, bitkiler uyandı, erkenci çeşitler çiçek açtı. Fakat 21- 23 Mart’ta gece yarısı sıcaklık eksi 3-4 dereceye kadar düştü. Yaşanan zirai don nedeniyle sadece Sultaniye üzümü değil, erkenci meyve çeşitleri de büyük zarar gördü.
Salihli’de konuştuğumuz üreticiler son yıllarda üzüm bağlarında her sene farklı bir felaketle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Zirai don, dolu, aşırı yağış, aşırı sıcaktan ürünlerinin zarar gördüğünü anlatan çiftçiler alternatif ürün arayışına da girdiklerini söyledi.
Salihli Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yalvaç yaşananları şöyle özetledi: “ Mart ayının 21- 22 ve 23’ünde etkili olan zirai don nedeniyle Salihli Ovası’nda bağlarımız maalesef yüzde 40 ile yüzde 60 oranında zarar gördü. Manisa’nın tümünde zirai don etkili oldu. Aylarca hatta yıllarca emek verdiğimiz ürünümüz 3 gecede elimizden kayıp gitti. Sadece üzüm bağları değil, erkenci kayısı, erik ve diğer meyvelerdeki zarar neredeyse yüzde 100 oldu. Son yıllarda iklimdeki değişiklikler o kadar etkili oldu ki daha önce yine bu bağlarda dolu, zirai don, aşırı yağıştan çok büyük zararlar gördük. Çiftçilerden bazıları bağları sökerek alternatif ürünlere yönelmeye başladı.”
Aynı haftada sıcaklık 32 dereceden -4’e düştü Manisa Salihli’de bağcılık yapan, iklim krizinin etkisiyle bağlarının bir bölümünü sökerek patates üretimine yönelen üretici Halil Ayas ise konuşmamızda yaşadıklarını özetle şöyle anlattı:
“İklimle ilgili yaşadıklarımız artık canımızı yakıyor. Her sene hasar her sene zarar. Bu erken zirai donlar bizi çok etkiledi. Bu nedenle başka ürünlere yönelmeye başladık. Ben bağlarımın büyük bölümünü söktüm. Sözleşmeli patates ekimine geçtim. Havalar o kadar değişti ki 32 dereceyi gördüğümüz hafta 3 gece üst üste eksi 3-4 dereceleri yaşadık. Önce sıcak olduğu için bağlar uyandı, gözler açıldı sonra 3 gün don olunca hepsi gitti. Bundan sonra bağcılıktan kaçış hızlanır.”
Tarsim Genel Müdürü Bekir Engürülü, yapılan ilk tespitlere göre Manisa’daki bağ alanlarında önemli oranda hasar olduğunu bu yıl üreticiye büyük hasar ödemesi yapılacağını söyledi.
Özetle, Türkiye’nin tarımsal konularda pek çok sorunu var. Ancak, zirai don, dolu, aşırı yağış, aşırı sıcak, kuraklık, su sorunu üretimi tehdit eder boyutlara ulaştı. Bu sadece çiftçinin değil, toplumun her kesiminin etkileneceği bir sorun. Önlemler alınmazsa hep korkulan açlık da, kıtlık da olur. Yapılması gereken ilk iş, iklime bağlı yaşanan bu sorunların kabul edilmesi ve önlemler alınması. Yeni şartlara uygun çeşitlerin geliştirilmesi ve sahada kullanılmasının sağlanması, tarımda su verimliliği ve tasarrufu, ürün deseninin havza bazlı olarak yeninden ele alınması ve daha birçok konuda bilimsel düşünmeye ve çalışmaya, uygulamaya ihtiyaç var.
Kuraklık çiftçiyi kuru tarıma zorluyor
Ani hava olaylarının yanı sıra kuraklık nedeniyle Türkiye’nin birçok havzasında su sorunu yaşanıyor. Su sorunu nedeniyle çiftçiler kuru tarım yapmaya zorlanıyor. Aydın’da Valilik kararı ile tarım alanlarının yüzde 50’sine su verilmeyeceği ve su verilmeyen alanlarda kuru tarım yapılması istendi.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak kabul edilen Konya’da kuraklık riskinin boyutlarını Tarım Gazetemizin 6 ve 7’inci sayfadaki haberden okuyabilirsiniz.
Son yıllarda su sorununun en çok yaşandığı havzalardan birisi Büyük Menderes. Havzadaki tarımsal sulamanın büyük oranda barajlardaki su rezervine bağlı olduğu için su seviyesinin “kritik” noktada olması nedeniyle Aydın’da Valilik kararı ile tarım alanlarının yarısına su verilemeyeceği ilan edildi. Aynı kararda çiftçilerin yüzde 50 oranında kuru tarım yapmaları istendi.