Her ay olduğu gibi şubat ayı enflasyonu da TÜİK tarafından açıklandı. Gelen bilgilere göre ocak ayı aylık enflasyonu 5,3 olmuştu, şubatta ise aylık enflasyon %2,97 olarak gerçekleşmiş gözüküyor. Yıllık enflasyon ise %39,05 e düştü. Ancak her zaman olduğu gibi TÜİK tarafından açıklanan veriler gene tartışma konusudur. Çünkü yaşadığımız enflasyon verilen oranların neredeyse iki katıdır.
Aralık ayından bu yana gerçekleşen enflasyon oranı %7,42-12 aylık ortalamalara göre ise 53,83 olarak verildi. Bunları biraz açmak gerekirse her dönemde olduğu gibi başta en düşük emekli aylığı alanlar, asgari ücretliler, dar ve sabit gelirli vatandaşların maaşları ve alım güçleri ilk maaşı alana kadar yaklaşık %7,5 oranında azaldı. Yani en düşük emekli maaşı 13838 TL, asgari ücret ise 20447 TL ye gerilemiş oldu. Yılın ikinci ayını geride bıraktığımız dönemde alım gücünün bu kadar yüksek oranda düşmesi, ister istemez yıl sonuna kadar yaşanabilecek kayıpları akla getirmektedir. Merkez Bankasının 2025 yıl sonu enflasyon hedefinin en alt sınırı olan %24 oranı gerçekleşirse (son derece zor olacak) ücret ve maaşlar en az %24 oranında eriyecek, alım gücü de aynı oranda düşecektir. Bu arada yıllık kira artış oranı da 12 aylık enflasyon oranı olan %53,83 olarak uygulanacaktır.
Enflasyon oranları bildiğiniz gibi ENAG ve İstanbul Ticaret Odası tarafından da verilmektedir. TÜİK, ENAG ve İTO tarafından kamuoyu ile paylaşılan enflasyon oranlarını özetlemeye çalışalım.
Aylık Yıllık
TÜİK 2,97 39,05
ENAG 3,37 79,81
İTO 3,19 48,61
Yukarıda yer alan bilgilerde vatandaş olarak bizim yaşadığımız gerçeklere göre en doğrusu ENAG verileridir. Özellikle halkın tamamını ilgilendiren gıda fiyatları mübarek ramazan ayı gireliden bu yana yaklaşık %20 oranında artmıştır. Her platformda belirtmeye çalıştığım gibi biz, bir devlet kurumu olduğu için hesaplamalarımızda TÜİK nu baz almak, hesaplarımızda bu verileri kullanmak zorundayız. Çünkü başta maaş ve ücretler olmak üzere politika faizi ve diğer faiz oranları TÜİK verileri baz alınarak değerlendirilmektedir. Ancak TÜİK verilerinin yanlış olduğu konusunda yapılan başvuru sonuçlarını da beklemek gerekir. Eğer sonuç TÜİK aleyhine olursa milyonlarca vatandaşımızın maaş ve ücretlerinin değişimi gündeme gelebilir ve yeni bir tartışma konusu ortaya çıkabilir. Bilindiği üzere sekiz ay %50 de sabit kalan politika faizleri aralık ayından bu yana 250 şer baz puan düşürüldü ve %42,5 seviyesine geldi. Tabii ki ki 6 martta yapılan merkez bankası para politikaları kurulunun aldığı bu kararda enflasyon oranlarının düşmesi en büyük etkendir. Önümüzdeki süreçte de sıkı para politikasının yanında sıkı ve sürdürülebilir maliye politikasının da ekleneceği değerli ekonomi yetkilileri tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı ve enflasyonun düşmesi için önlemler arttırılacağına göre kâğıt üzerinde de olsa enflasyon düşmeye devam edecektir ve buna bağlı olarak politika faizleri de düşme eğilimine girecektir.
Yüksek faiz durumunda özellikle sanayi işletmeleri son derece zor durumda kalmakta, kredi maliyetleri yüksek olduğundan üretim azalması ve buna bağlı olarak işsizlik oranı artmaktadır. Ancak faizlerin %42,5 a düşmesi çözüm olmasa da önümüzdeki dönem için olumlu sinyaller vermektedir. İzleyip göreceğiz. Bana sorarsanız politika faizi %25-30 bandına gelmeli ve sanayi üretimi hız kazanmalıdır.
Yalnız bir de faizlerin düşmesi ile birlikte tasarruf sahiplerinin dolara yönelmesi söz konusu olmaktadır. Son gelen bilgilere göre kur korumalı mevduattan çıkan yatırımcılar ve diğerleri dövize yöneldiğinden döviz hesapları artış eğilimindedir. Ve doğal olarak döviz talebinin artmasından dolayı arz ve talep kanununa göre kurlarda artış görülebilir. Merkez bankasının faiz kararından önce (dün) döviz piyasalarında hareketlilik yaşandı ve euro 39 TL. sınırın aştı.
Şubat ayın enflasyonunun %2,97 ye gerilemesinin en büyük sebeplerinden biri hastane veya tedavi katılım payının 50 TL’den 20 TL ye indirilmesidir. Ancak gene cebimizden çıkan para şubat ayında %2,97 oranında artmıştır. Yani enflasyonun düşmesi, fiyatların azalacağı anlamına gelmez, fiyat artışlarının geçen aya göre daha az gerçekleşeceği demektir.
Yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi TÜİK verilerini baz alarak hane halklarının en çok gereksinim duyduğu beş faktörü ele alarak birtakım hesaplamalar yapacak olursak;
YILLIK AYLIK
EĞİTİM 94,90 9,92
KONUT 70,81 4,58
SAĞLIK 43,02 -4,36
GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEK 35,11 3,17
ULAŞTIRMA 23,38 3,05
TOPLAM 267,22 16,36
Yukarıdaki toplamların ortalamasını bulmak için her iki rakamı 5’e böldüğümüzde yıllık enflasyon %53,44; aylık enflasyon ise %3.27 çıkacaktır. Dolayısıyla tekrar belirtmek gerekirse TÜİK verilerine göre halkın büyük çoğunluğu için geçerli olan enflasyon oranları belirtilenden yüksektir. (Bu arada konut fiyat endeksi konut maliyeti değil, konutlar için yapılan masrafları ifade etmektedir. Konut fiyatları, yurt içi üretici fiyat endeksinde verilmektedir.)
Yıl sonu enflasyon hedefinin daha yılın başında %21 de %24 e yükselmesi ise yıl sonuna 10 ay gibi uzun bir sürede yapılan öngörülerin negatif yönde revize edilebileceği ihtimalini yükseltmektedir. Çünkü döviz kurlarının yükselme ihtimali (talepten dolayı) ni de dikkate almak durumundayız. Ayrıca bütçe açığı ve ödeyeceğimiz faiz de yüksek rakamlar olduğu için %24 hedefinin tutması zor gözüküyor. Ancak %30-35 arası bir oran gerçekleşse bile başarıdır. Bu durumda enflasyonun tek haneye düşmesi de uzayacaktır ve 2028’e bile sarkabilir. Dolayısıyla ülkemizde yoksulluk oranı da yükselme eğilimine girecektir.
Uzun sözün kısası enflasyonla yaşamaya devam edeceğiz.