14 Mayıs seçimlerine iki haftadan az zaman kaldı!
Seçimlerin demokrasi bayramları olduğunu bilerek bu süreyi şenlik içerisinde geçirelim… Mitinglere parti toplantılarına neşe ile giderek, siyasilerin yarının Türkiye’si için demokratik, ekonomik, sosyal alandaki vaatlerini dinleyip irdeleyelim… Siyasilerin söylemlerini ele alıp, hangisinin ülke yararına, bizim refahımızı artırıcı sonuçlar getirebileceğinin karşılaştırmalarını yapalım…
Kendimize yakın gördüğümüz liderleri değil, yanı sıra bugüne kadar yakınlık duymadığımız siyasi liderlerin söylemlerini izlemeye de gayret edelim.
Siyasal yarışın partiler arasında bir “Var olma/Yok olma” yarışı değil, ortaya konan projelerle “ülkeyi ileriye taşıma”, yatırımları, üretimi, büyümeyi ve vatandaşın refahını artırma yarışı olmasına özen göstererek seçimi ele alıp irdelemek zorundayız.
Siyasilerin söylemlerini gerçekçilik ve yapılabilirlik açısından ele alarak kıyaslamak zorundayız. Gerçekçi bulduklarımıza destek verirken, abartılı, gerçek dışı bulduklarımızı devre dışına itmeliyiz.
Normalde seçim dönemlerinde siyasi partiler toplum için yapacaklarını, yarın için kurguladıkları umutlarını sıralarlar. Ülke için hazırladıkları yarını güzel kılacak düşüncelerini kendi perspektiflerinden aktarırlar. Burada dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta var: Projeler demokrasiyi geliştirmelidir!
Bu irdeleme vaatlerin hukuku üstünlük ve adil kılma açısından neler olduğunu araştırmayı gerektirir. Bunun yanında projeler refahı artırıcı olmalıdır. Projelerin yapılabilirliği, uygulanırken sonuç verebilmelidir. Seçmenlere düşen, söylenenleri dinlerken, yapılabilirliğini hesaplayıp, tartmak durumunda olmalıyız.
14 Mayıs seçimlerini bir demokrasi bayramı olarak ele alıp, siyasi partilerin mitinglerini bilgi almak, karar vermek için izlemeliyiz. Bu seçimlerde seçeceğimiz siyasilere yarınımızı emanet ettiğimizi unutmazsak, seçimin bir ‘’referandum‘’ olduğunu daha iyi anlamış oluruz.