Filozof Georges Balandier, “Sahnelenen İktidar” başlıklı eserinde “İletişimin gücü yeni bir çağa girildiğini işaret eder. Bu çağın adı, bilme ve düşünme biçimlerinin altüst olmasını beraberinde getirir. Söylemenin yapmak olduğunu gösterir” derken, seçim propaganda tekniklerinin ne denli altüst olduğuna işaret ediyordu.
14 Mayıs seçimleri için partilerin propaganda çalışması her türden dijital olanaktan yararlanıyor. TV’den tutun, podcast’lere, gecenin yarısında ulaştırılan lider mesajları bunun izleri. Sonra her adım seçmeni yoklama şirketleriyle “test” ediliyor. Test sonuçlardan çok, adeta ne olması gerektiğini söyleyen “buyruklar” gibi işliyor.
Dijital olanakları kullanmada Millet İttifakı lideri Kılıçdaroğlu, kanımca önde. Yeni dönemin iktisat politikasını kurgularken, “Saat 21:00’de herkesi davet ediyorum!” video buluşmalarıyla doğruların kapısı aralanıyor. Tweet üstünden anında mesajlarla meydanı hiç boş bırakmıyor. Ama öte yandan her gün bir yerde ve siyasetin “insan” gerçeğinin gemini hiç elden bırakmıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dijital teknikleri öteden beri iyi kullanmasıyla tanınıyor. Dijital olanakların tümü onun şahsı üstüne inşa edilmiş durumda. Burada genelde yeğlenen bitmiş /tamamlanmış eser vurgusu. Erdoğan bununla yetinmiyor, 500 bin konuttan, ücretsiz doğal gaza uzanan geniş paket üstünden “vaat” aktarıyor, ancak burada neyin/neyle yapılacağından uzak bir söylemin varlığı dikkat çekiyor. Petrol dünyasının sayılı uzmanlarından dostum Mehmet Öğütçü’nün sözleriyle, “Rezervin kanıtlanmadığı bir gaz bizim için çok tartışmalıdır”. Erdoğan‘ın bunun yanında her seçimde olduğu gibi bu seçimde de çok benimsediği bir “kimlik siyaseti” egemenliği ve dili var.
Balandier ile başladık, onunla bitirelim: 2006’da yazdığı ve bununla çığır açan eserinin finalinde “Demokrasinin yetişkin bir demokrasi haline gelme yükümlülüğü vardır. Bunun için belagat, güçlü bir inanç ve biraz da düşe ihtiyaç bulunuyor. (Zira) siyasetin ta kendisi kaybolamaz” diyor.
Evet, 14 Mayıs seçimleri, yetişkin bir demokrasinin örneğini vermek zorunda.
Zira, “az demokrasi” ile kalkınma, büyüme, değişim hiç biri olmuyor…
Günün sözü:
Türkiye, 70’li yılların katlı kur sistemine dönüş yaptı, piyasada 4 çeşit kur uygulanıyor. Euronews, 500 TL’lik banknot basılmasını öneriyor….