Uzun bir süredir bu oldukça eksik ekonomi programının raf ömrünü sorguluyordum. Son yaşananlar çerçevesinde bu sorgulamaya gerek kalmadı; program falan kalmadı, kaldıysa da ‘sözde’ kaldı.
Bayramın son günü İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi mart ayı değerleri açıklandı. Yıllık enflasyon 0,9 puan artarak yüzde 46,2 oldu. Yılın ilk üç ayındaki enflasyon ise yüzde 12,6 olarak gerçekleşti. Bunlar yüksek değerler. Özellikle de ilk üç aydaki enflasyon. Hatırlayalım; daha sekiz ay önce, 8 Ağustos 2024’te yayımlanan 2024 yılının üçüncü enflasyon raporunda Merkez Bankası’nın 2025 sonu enflasyon tahmini (ara hedefi) yüzde 14’tü. Sekiz ay önceki enflasyon hedefi korunsaydı hedefi tutturmak için yılın kalan dokuz ayında aylık fiyat artışlarının yüzde 0,2’nin altında kalması gerekecekti!
Bugün, TÜİK’in hesapladığı mart ayı enflasyon değerleri de açıklanacak. Yeni İTO endeksinin aylık enflasyon değerleri Ocak 2024’ten bu yana var. Ocak 2024-Şubat 2025 aylık enflasyon oranlarının ortalaması yüzde 3,2. TÜİK enflasyonunun aynı dönemdeki ortalaması ise yüzde 3,5. Bizim gibi yüksek enflasyonlu bir ülke için bu fark önemli değil. Dolayısıyla bugün açıklanacak TÜİK enflasyonunun da İTO’nunkine benzer olumsuz bir tablo oluşturması beklenir.
Kurdaki sıçrama enflasyonu artıracak bir gelişme
Üstelik açıklanacak mart enflasyonunda son yaşananların enflasyonu yükseltici etkisi hemen hemen hiç olmayacak. Yoğun döviz satışlarına karşın kur önemli ölçüde sıçradı. Önümüzdeki aylarda enflasyonu artıracak bir gelişme bu. Daha önemlisi, bekleyişlerin iyice kötüleşmesi. Son yaşananlar dikkate alındığında, bu ortamda ve elbette bu anlayışla, bırakın ülkenin yapısal sorunlarının çözülmesini, çok daha kolay olan makroekonomik istikrarın bile sağlanabileceğine kaç kişinin inancı kalmıştır? Uzun bir süredir bu oldukça eksik ekonomi programının raf ömrünü sorguluyordum. Son yaşananlar çerçevesinde bu sorgulamaya gerek kalmadı; program falan kalmadı, kaldıysa da ‘sözde’ kaldı.
Daha önemlisi ise şu: Türkiye’nin bugün geldiği nokta itibarıyla enflasyonun ne olacağının önemi var mı? Güven Sak bir süredir ‘hukukun üstünlüğü’ açısından düştüğümüz durumu çarpıcı biçimde yüzümüze vuran grafikler koyuyor yazılarına. Şu alıntı 24 Şubat tarihinde gazetemizde yayımlanan yazısından: “Türkiye, 1965 Demirel iktidarları ile endekslerde toparlanırken sonra 1970’lerde 1980’lerde askeri darbelerle çukura düşüyor. Ama hiçbir çukur doğrusu bizi 2008’den sonraki gibi Abdülhamid dönemine geri götürmemişti.” İyi mi? Neredeyse Abdülhamid dönemini aratır düzeyde şu anda bulunduğumuz düzey. Böyle bir ortamda enflasyonda dünyanın ilk beşine girmişiz; ne gam!