Muhteşem Sokullu, dönemin koşullarına göre sağlam verilerle nesnel durumu saptıyor; kendi yararına olmasa bile devleti yönetenlerle paylaşıyordu.
Bayram sabahı erken uyandım. İstanbul’u dinledim: Gün boyu kulaklarımızı tırmalayan homurtusundan eser yoktu. Caddeye baktım: Kırk yıl öncesiydi, Hasan Taşan’la Sirkeci’ye inmiştik. Tren garının karşısında telaşla yürüyen birisinin çantası açıldı; içindeki bütün kağıtlar yere saçıldı. Çanta sahibi yerdeki kağıtları toplarken, oradan geçen biri, sokak kabadayısı edasıyla, ağzını doldura doldura “Koş hemşehrim koş… İstanbul kaçıyor, yakala!” diye seslendi.
Bayram sabahı alışık olduğumuz İstanbul’un kaçışı da yoktu.
TV kanallarını dolaştım; bir gün önce Maltepe’ye akan insan seli, metodu açıklanan “tahminler” yapma yerine, herkes kendi iç dünyasındaki “temennileri” öne çıkaran değerlendirmeler yapıyordu.
Tarihi kişiliklerle ilgili notlarımı sakladığım dosyayı karıştırırken, İlber Ortaylı’nın, “Muhteşem Süleyman’ın Sadrazamı: Muhteşem Sokullu” makalesinden aldığım notlar ilgimi çekti. Başka kaynaklardan notları bir araya getirince, Sokullu Mehmet Paşa’nın zamanın törpüleyici etkilerine direnen kişiliğini oluşturan temel etkenin “iç tutarlılık” -özü, sözü ve davranışı uyumlu olma- olduğunu düşündüm.
“İlkeler kalelerimizdir” gerçeğine sadıktı
Muhteşem Sokullu 12 Ekim 1576’da hayata gözlerini yummuş. Sonsuzluk dünyasında göç edeli 546 yıl 7 ay zaman geçmiş. Altı asırdır Sokullu’nun değerini törpüleyip aşındıramayan ilkeleri nelerdi?
- “Bilgilendirmenin önemini kavramıştı”: Dönemin koşullarına göre sağlam verilerle nesnel durumu saptıyor; kendi yararına olmasa bile devleti yönetenlerle paylaşıyordu.
- “Karar öncesi sorunları alabildiğine sorgular ve sorgulatır, verilen kararı kararlılıkla uygulardı”: Muhteşem Sokullu sorgulanan her konuda, kendisinin katılmadığı kararlar alınsa bile, çoğunluğun kararını kararlılıkla uygulayan profesyonelliği içselleştirmişti.
- “Sultan’a hoş görünmek için yanıltıcı bilgi vermezdi”: Sadrazam Sokullu, açıklığın en etkili güven kaynağı olduğunu kavramış bir insandı. Kendi çıkarı için gerçekliği saptırmazdı; yaranmak için yamulmazdı. İlkesiz gizlilik, pusu kurma ve arkadan vurma gibi ilkelliklere prim vermezdi.
- “Duygularını dengeler ve dingin akılla karar verirdi”: Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü döneminin güçlü bir kişiliğiydi. Katılımcı ve paylaşımcı sorgulamalarla duygularını dizginler; kin ve öfkenin zihnine gölge ve yüreğine yük olmasına izin vermezdi. Dingin akılla karar verme özeninden asla ödün vermezdi.
- “Gücünün sınırlarını, kullanma zamanını ve kullandıktan sonra olası etkilerini sorgulardı”: Güç sahibinin, ilke ve kurallardan kendine sınır çizmesini bilmezse, kendi gücünde boğulacağının farkında olan yöneticiydi. Tek sesliliğin, tek doğruculuğun “güç zehirlenmesi” yarattığının bilincindeydi.
- “Devletin sadece seferlerle değil, projelerle var olacağını içselleştirmişti”: Don-Volga arasındaki kanal yapımı zihninin derinliklerine yerleşen inisiyatiflerden biriydi. İtalya’dan savunma araç-gereçleri için teknoloji transfer etmesi ve donanmayı güçlendirmesi de “proje-odaklı yönetimin” önemini kavradığının kanıtıydı.
- “Kuşatma ve saldırı konusunda döneminin en ileri deneyim ve birikimine sahipti”: Dönemin imparatorluklarında devletin sürdürülebilirliğinin gerek şartlarından biri olan kuşatma ve saldırı konusunda da ileri bilgiyle kendini donatmıştı. Çağının gereklerini iyi bilen, iyi bir devlet insanıydı.
- “Diplomasiye dayalı yumuşak gücün önemini kavramıştı”: Sokullu, savaşçı kişiliği kadar diplomasi ustalığını kullanarak devletin yönetimine katkıda bulunuyordu.
- “Seçkinlerin oluşması ve ortak kültür yaratılmasının da devletin ömrünü uzattığını biliyor ve gereğini yapıyordu”: Kırım Hanlığı, Halep Türkmen Beyleri, Diyarbakır Eşrafı, Bosna ve öteki eyaletlerde seçkinlerin oluşması ve ortak kültürün yaratılmasına çaba göstermişti.
Tedbirli ve kararlı yönetici
Muhteşem Sokullu, “tedbirli ve kararlı yönetimin” bir ülkenin gelişmesinde ne denli önemli olduğunu hem bilen hem de yaşama yansıtan devlet insanıydı. Edirne Sarayı’ndan hazineye, hasodadan silahtarlığa kapıcıbaşı görevinden, kaptanıderyalığa, beylerbeyiliğe devletin değişik kurumlarında deneyim kazanmış, birikime sahip olmuştu. Erdel Seferi’nin yöneticiydi.
Sokullu’nun önemli özelliklerinden biri de kitap okuması ve okutmasıydı. Okumadan kendini geliştiremeyeceğinin farkında olduğu için hiçbir zaman önyargılarının tuzaklarına düşmemiş, ezberlerinin batağına saplanmamıştı. Egosunu şişirmemiş; özü, sözü ve davranışları uyuşan iç tutarlılığı olan örnek bir devlet insanı olarak yaşamış, yaşamıyla bugüne bile yolumuzu aydınlatan ışık olmuştu.
İşte gönüllerde taht kurmanın yol ve yöntemleri… Başka söze gerek var mı?