Deprem yaralarının sarılmasında “son kullanım tarihi dolmuş” çözümlerin yaygınlığı dikkat çekici boyutlarda… “Depreme dayanıklı bina” yapmaktan, deprem bölgesini “sürekli afet bölgesi” ilan etmeye, bir dizi görünürde “hoş” ancak uygulanmaz ve ”içi boş” öneri karşımıza çıkıyor.
Neler yapılmalı?
1-Eğitim programlarına “afet ve deprem” konusu alınmalı. Buradaki odak bakış bir “önleme kültürü”nün sindirilmesi . Toplumun refleksleri bir afet ve deprem olgusuna göre törpülenmeli.
2-İkinci konutları depremzedelere açmak. Türkiye’de 2. konut sayısı konusunda sağlıklı bir gösterge yok. Yaklaşık 4.5 milyon olduğunu biliyoruz. Yıllık ortalama kullanım süresi 12 gün. Depremzedelerin buraya yerleştirilmesi için “Adrese Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesi”ni baz almak yeterli.
3-Yaraları saracak bir vergi ve fon yapısı kurmak. “Zorunlu Deprem Sigortası” ( DASK) gerçek bir güvence sistemine dönüştürülmeli. Bu sistem en çok 640 bin TL ödeme yapabiliyor, bir konutun “kaba inşaat”ını yapmak bile olanaksız. Prim oranları ödemeyi karşılamalı. Kamuoyunun “Deprem Vergisi” olarak bildiği, Özel İletişim Vergisi’nin yapısını değiştirip bir “fon”a dönüştürülmesi gerekiyor. “Fon” sadece “deprem ve genel afetler” için kaynak yaratan bir yapı olmalı.
4-Kızılay’ı organize etmek. 1868 ‘de kurulan Kızılay, 2009’dan bu yana bir Tüzük ile yönetiliyor. Tüzüğü gereği “Türkiye Cumhurbaşkanının yüksek himayesi altında”. “İktisadi İşletmesi” var ve büyük kaynak sağlıyor. Kızılay’ı süratle 23. maddede yazılı olan “Afet ve felaketlerde müdahalede bulunmak” görevine döndürmek ve bir “kâr işletmesi olmaktan çıkarmak” gerekiyor.
5-AFAD‘ı çalışır kılmak. 1999 Depremi sonrası 5902 sayılı yasayla “Bütünleşik Afet Yönetimi Sistemi“ için kuruldu. Liyakat esaslı yönetilmiyor, 31 projesi var önünü göremiyor, kaynakları ise çok az. Kızılay cari bütçesinden her yıl anlamlı bir kaynak AFAD’a devredilmeli.
Deprem/afet mücadelesinde gök kubbenin altında söylenmemiş/yapılmamış bir iş yok. “Devlet Burada!” diyerek “son kullanım tarihi geçmiş çözümleri” ısıtıp yeniden sofraya sürüyor ve sonra yenik düşüyoruz.
1939 Erzincan Depremi’nden günümüze afet mücadelesini aynı “yöntemsizlikle” sürdürülmesi, bize yeni bir bakış zorunluluğunu emrediyor.
Günün Sözü:
Batı bölgelerine sığınan depremzede sayısı 2.5 milyona çıkabilir…