Bir EKONOMİ gazetesinin kitap ekinde L. N. T olstoy’un “İtiraf” kitabıyla ilgili düşündüklerimizi yazmayı yadırgayanları olabilir. Kimse yadırgamasın, yaşam bize kanıtlıyor ki, bireysel ya da toplumsal yaşamlarımızı sürdürmek için yaptığımız karmaşık örgütlenmenin kendini yeniden üretme mekanizmasında insan baş aktördür; ekonomi dediğimizde de merkezinde insanlar yerlerini alır. İster tarlanızda tahıl, meyve ve sebze ve yaşamak için yediğimiz herhangi bir şey üretin, isterseniz en karmaşık teknik süreçleri kullanan bir imalat sanayi içinde yer alın, dilerseniz hizmet kesiminin çok değişik yerlerinde konumlanın Tolstoy’un altını çizdiği gibi “İnançlar yaşamanın gücü, yaşamın anlamını” belirlemede son derece etkilidir.
Bir insan “hayatın amacı ve anlamı hakkında” kendine sorular yöneltmiyorsa, “kendini zihinsel olarak mükemmelleştirmeye” ihtiyaç duymaz; yaşama da anlamlı bir değer katamaz.
USTA BİR İÇ YOLCULUĞU
Tolstoy “Hayatta eli boş dönülmeyen tek yolculuk; kendi içimize yaptığımız yolculuktur” diyen Amos Oz’dan çok önceleri bu gerçeği fark etmiş, “mevki ve makam düşkünlüğü, iktidar hırsı, çıkarcılık, şehvet düşkünlüğü, kibir, öfke, intikam” duygularını yüreğine yük, zihnine gölge etmemek için İtiraf’ta kendi içine ancak usta bir yazarın yapabileceği ayrıntılı, özenli ve anlamlı bir yolculuk yapmıştır.
Ünlü yazı insanı, yeri geldiğinde, yaşamımızın “akıllıca bulduğumuz isteklerin bulunması” anlamına geldiğini söyler; “Kendimi bilgi ve bilgeliğe, deliliğe ve akıllılığa adadım” diyerek “İnsanın bulunduğu yerde hiçbir şeşe şaşma” diyen kadim Afrika halklarının özdeyişini anımsatır. İnsan varsa, bilgi ve bilge de olacaktır; deli ve sapkın da bulunacaktır, sevinçler kadar acılar yaşam sürecinin bir yerinde sığındığımız yerlerde bizi yoklayacaktır.
Tolstoy kendi iç dünyasına yaptığı kapsamlı yolculuğunda “bilgi” konusunu ağırlık biçimde irdeler:
“Bir bilgi dizisi soruyu kabul etmez, ancak bağımsız olarak ortaya koyduğu kendi sorularına açık ve doğru yanıtlar verir: Bu deneysel bilgi dizisidir ve en uç noktasında matematik vardır; diğer bir bilgi dizisi soruyu kabul eder, ancak ona yanıt vermez: Bu, kuramsal bilgi dizisidir ve en uç noktasında metafizik vardır” diyerek insana değer katan bilginin iki önemli boyutunun ne olduğunu bize anlatır büyük usta.
Bugüne ışık tutan analizlerle doludur İtiraf: Deneysel bilgi açıklanırken, “Her şey gelişiyor, farklılaşıyor, karmaşıklaşmaya ve mükemmelleşmeye doğru gidiyor ve bu gidişi yönlendiren yasalar var. Sen bütünün bir parçasısın. Bütünü ve gelişme kurallarını olabildiğince kavradıktan sonra bütün içindeki yerini de kendini de anlayacaksın” diye yaşamın karşımıza çıkardığı fırsatları nasıl değerlendirmemiz gerektiğini anlatır. Bugün karşılaştığımız sorunların yarattığı karmaşayı kavrayışa dönüştürmek için bir metot olarak sunulan “bağlantısal bütünlük” konusu da Tolstoy’un içine yaptığı yolculukta yüzleşeceğimiz öğretici değerlendirmelerinden biridir: “Sonsuz büyüklükteki bir alanda, sonsuz uzun bir zamanda, sonsuz küçük parçacıklar, sonsuz bir karmaşıklıkta değişir ve sen bu değişmelerin nedenini anladığında ne için yaşadığını da anlarsın”. Yaşamı anlamlı kılabilecek bilgilerin izini sürerken, azgelişmiş kafaların önemsemediği ve burun kıvırdığı kuramsal bilgiye de değinir ünlü roman yazarı: “Kuramsal bilgiye gelince, bütün insanlık, kendisine yol gösteren manevi temelleri, idealleri esas alarak yaşıyor ve gelişiyor. Bu idealler dinlerde, bilimlerde, sanatlarda, devlet biçimlerinde ifadesini buluyor. Bu idealler giderek yükseliyor, yükseliyor ve insanlık en yüksek refaha doğru ilerliyor. Ben insanlığın bir parçasıyım, dolayısıyla benim görevim insanlık ideallerinin anlaşılmasına ve gerçekleştirilmesine yardımcı olmaktır.” O nedenle Tolstoy çok net bir anlatımla, “Kendimi bilgi ve bilgeliğe, deliliğe ve akıllılığa adadım” deyiverir.
YOL BULMAK VE YOL AÇMAK
İtiraf’ı okurken bir büyük ustanın içine yaptığı yolculuğun cangılının derinliklerine daldığınızda “yol” konusundaki düşünceleri bizi hem şaşırtabilir hem de tünelin ucunda ışık olabilir. “Cehalet yolu: Bu, hayatın bir kötülük ve saçmalık olduğunu bilmemek ve anlamamaktan ibarettir” anlatımının ardından Epikurosculuk’un “Hayatın umutsuzluğunu bilerek, ejderhaya da farelere de bakmadan, ama özellikle de çalının üstüne fazlasıyla düştüğü yerlerde balı en iyi şekilde yalayarak var olan yararlanmaktan ibaret olan” anlayış olduğunu öğretecektir, “Kuvvet ve enerji yolu: Hayatın kötülük ve saçmalık olduğunu anlayıp onu yok etmekten ibarettir” diye tanımlayacaktır. “Zayıflık yolu: Hayatın kötülüğünü ve saçmalığını anlayarak ve onun hiçbir şey getiremeyeceğini en başından bilerek hayatı sürdürmektir” notunu düşecektir. “Akılcı bilgi yolunda hayatın reddedilmesinden, inancı ise hayatın reddedilmesine göre daha da olanaksız olan aklın reddedilmesinden başka hiçbir şey bulunmayacağını biliyordum” diyecektir büyük özgüveniyle. “Felsefi bilgi hiçbir şeyi inkâr etmez, bu sorunun kendisi tarafından çözülemeyeceğini, kendisi için çözümün belirsiz kaldığını söyler” ve noktayı koyar: “Kötü işler yapan her insan ışıktan nefret eder”
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları arasında çıkan, Rusça aslından Ayşe Hacıhasanoğlu’nun dilimize aktardığı İtiraf'ta; “Hayatı var etme bütün canlıların temel güdüsüdür; insanlar da hayatı var etmelidir; bir farkla ki, hayatı kendisi için değil, herkes için var etmelidir” diyen yazar, akılcı bilgi ve hayatın farkına varma konularını, aynı inanç sistemlerinde bile farklı algılama ve mezheplerin birbirini kırma için nasıl kullanıldıklarını da paylaşıyor okuyucuyla.