Sosyal girişimlerin küresel ekonomiye olan katkısı 2 trilyon doları aştı, üstelik bunu söyleyen OECD. Sosyal girişimler ekonomik ve sosyal krizlere karşı daha dayanıklı ve istihdam yaratma potansiyelleri geleneksel işletmelere göre yüzde 20 daha yüksek. Avrupa’da sadece sosyal ekonomi sektöründe 2022 yılında 13 milyon kişi istihdam ediliyordu ve bu sayı artmaya devam ediyor.
Geleneksel kâr odaklı modellerin ötesinde, hem doğaya ve topluma fayda sağlayan hem de ekonomik olarak sürdürülebilir çözümler geliştiren sosyal girişimler, artık küresel ekonominin ayrılmaz ve artan bir parçası.
Avrupa’dan sonra şimdi Asya-Pasifik bölgesinde de sosyal girişimciliğe olan ilgi dikkat çekici bir hızla artıyor. Örneğin Tayvan’da düzenlenecek Sosyal Girişimcilik Dünya Forumu’nda (Social Entrepreneurs World Forum - SEWF), sosyal inovasyonun, güçlü ve adil bir ekonomi için, neden gerekli olduğu ayrıntılı bir şekilde ele alınacak. Sosyal Girişimcilik Dünya Forumu (SEWF), sosyal girişim ekosistemini bir araya getirmek ve desteklemek amacıyla her yıl düzenleniyor. Bu yıl, 27-31 Ekim 2025 tarihleri arasında Tayvan’ın başkenti Taipei’de Impact Hub Taipei iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Forum, Asya’daki sosyal girişimcileri bir araya getirerek yenilikçi çözümleri sergileme ve fikir alışverişinde bulunma fırsatı sunuyor. Forumun hemen öncesinde, 12-14 Eylül 2025’de, Dünya Sosyal Girişimler Forumu (SEWF) Türkiye’de Next Economies Summit ( nexteconomies.net ) yani Gelecek Ekonomiler Zirvesi’ne katılıyor. Zirvede sosyal girişimciliğin dönüştürücü gücünü ve yeni ekonomik modellerin inşasında nasıl bir rol oynayabileceğini forumun Genel Müdürü Gerry Higgins anlatacak. Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenecek toplantının düzenleyicileri Türetim Ekonomisi Derneği ve Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi. “Sosyal Girişimcilik” zirvenin ana konularından biri. Bu kapsamda, zirveye katılan kurumlar arasında Ashoka Vakfı ve Impact Hub İstanbul ve Impact Hub Ankara gibi sosyal girişimciliği merkeze alan partnerler var.
Ekonominin kâr maksimizasyonu üzerine değil fayda ve etki ile gerçek anlamda ve anlamlı şekilde şekillenebileceğini ve bu sayede sağlıklı bir ekonominin oluşabileceğini bu zirvede hep birlikte göreceğiz.
Sosyal girişimler ekonominin cılız bir parçası değil; tam tersine geleceğin ekonomik modellerini belirleyen temel aktörler. Ekonomiyi sürdürülebilir, kapsayıcı ve adil inşa etmek istiyorsak, artık işletmeler sosyal girişimciliğe yönelmeli.
Peki bu nasıl olacak? Öncelikle üretilen ürün ve hizmetlerin doğaya ve insana adil olmasına çalışılacak, ardından işletmede çalışanlar karar süreçlerine dahil edilip adil ücret almaları sağlanacak, elde edilen kârın en az %51’i işletmenin sürdürülebilirliği, ürettiği hizmet ve ürünlerin adil olmasına yatırılacak…
Dünyamızın hakettiği, daha güçlü, daha adil, daha kapsayıcı ve doğayla uyumlu bir ekonomi için bunları yapmak zorundayız.