SERKAN AKSÜYEK
Yenilenebilir ve temiz enerjinin başkenti İzmir, rüzgâr enerjisinde güzel gelişmelere tanıklık ediyor. İzmir Kalkınma Ajansı’nın güdümlü proje desteği ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü bünyesinde kuruluş çalışmaları uzun süredir devam eden Rüzgâr Enerjisi Meteorolojisi ve Çevresel Uygulama ve Araştırma Merkezi (RÜZMER) hizmete girdi. İki kuruluş ayrıca yine Türkiye’de bir ilk olan Aliağa açıklarındaki Küçük Ada’da yürüttükleri Denizüstü Rüzgâr Ölçümü Projesi’ni de olgunlaştırıyorlar.
İzmir Kalkınma Ajansı’nın (İZKA), “Güdümlü Proje” kurulum desteğini alan merkezin en önemli işlevi, rüzgâr endüstrisinin ihtiyaç duyduğu ve şu anda yurt dışında yapılan bazı test ve analizlerin İzmir’de yapılmasını sağlamak olacak.
İYTE ve İZKA, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bir diğer çalışmayı da olgunlaştırıyor. Bu yılın başında “Denizüstü Rüzgâr Ölçümü Projesi” kapsamında Aliağa açıklarındaki Küçük Ada’ya 40 metre uzunluğunda bir denizüstü rüzgâr ölçüm direği dikilmişti. Direğin üzerinde bulunan hassas sensörler sayesinde bölgenin rüzgâr kapasitesiyle ilgili veriler toplanmaya devam ediliyor. Ölçüm sürecinde ilk yılın tamamlanmasının ardından ortaya çıkan veriler rüzgâr enerjisi sektörü ile paylaşılmaya başlanacak.
Gelişmiş teknik altyapı
Bunun için son derece gelişmiş bir laboratuvar ve araştırma alt yapısını barındıran RÜZMER’in toplam yatırım tutarı 40 milyon TL’yi aştı. “Rüzgâr Enerjisi Meteorolojisi”, “Malzeme ve Çevre” laboratuvarlarından oluşan merkez, öncelikle Türkiye rüzgâr enerjisi sektörünün faaliyetlerine destek olacak. Sonraki hedef ise süreç içerisinde gerekli akreditasyonları alarak uluslararası bir merkez olmak.
“Türkiye’de güzel işler de oluyor” cümlesinin karşılığı olan RÜZMER’in İzmir’de kuruluyor olması, rüzgâr enerjisi sektörü için de yaşamsal önemde. Bu sektörde dünya ölçeğinde bir kümelenme başarısı gösteren İzmir, tek başına Türkiye’deki rüzgâr enerjisi kurulu gücünün yüzde 14’üne ev sahipliği yapıyor.
İzmir-Manisa-Balıkesir üçgeni düşünüldüğünde; Türkiye’deki RES kurulu gücünün üçte biri bu üçgenin içerisinde yer alıyor.
Aliağa’da DRES ölçümü başladı
RÜZMER projesinde el ele veren İYTE ve İZKA, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bir diğer çalışmayı da olgunlaştırıyor. Bu yılın başında “Denizüstü Rüzgâr Ölçümü Projesi” kapsamında Aliağa açıklarındaki Küçük Ada’ya 40 metre uzunluğunda bir denizüstü rüzgâr ölçüm direği dikilmişti. Direğin üzerinde bulunan hassas sensörler sayesinde bölgenin rüzgâr kapasitesiyle ilgili veriler toplanmaya devam ediliyor. Ölçüm sürecinde ilk yılın tamamlanmasının ardından ortaya çıkan veriler rüzgâr enerjisi sektörü ile paylaşılmaya başlanacak. Bu sayede yatırımcılara İzmir’de denizüstü rüzgâr santrallerini nereye kurabileceklerine ilişkin ciddi bir bilgi tabanı da ortaya çıkmış olacak. Uydulardan elde edilen veriler gerçek bir ölçümle doğrulanacak ve bu alandaki yatırımcılara yatırım kararları için veri seti sunulacak.
Her iki projenin olgunlaşmasında ve kuruluşunda emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyoruz. İzmir’de özellikle denizüstü rüzgâr enerjisi sektörüne değer katacak bu projelerin taşıdığı önemin altını bir kez daha çiziyoruz.
Alsancak Limanı için yatırım sözleri 14 yıldır tutulmuyor
TCDD yönetimindeki Alsancak Limanı, 2017 yılı Şubat ayında Türkiye Varlık Fonu’na devredildi. Fon yönetiminin; limanı kiralamaya, devretmeye ve satmaya yetkisi bulunuyor. 2015 yılında yeniden özelleştirme sürecine alınan İzmir Limanı’nın 2007-2009 yılları arasında yaşanan ve başarısızlıkla sonuçlanan özelleştirme macerası hâlâ zihinlerde canlılığını koruyor. Özelleştirmede yaşanan bu belirsizlik, İzmir Limanı için vaat edilen yatırımların yapılmaması ile daha da derinleşiyor.
Ulaştırma Bakanlığı’nın 2010 yılı Haziran ayında kamuoyuna açıkladığı 650 milyon dolarlık yatırım planına göre, limanın konteyner elleçleme kapasitesi 2015 yılına kadar 3 milyon TEU’ya çıkarılacak; İzmir Limanı Avrupa'nın ilk 5 limanı arasına girecek; sıvı ve dökme yük elleçlemesine son verilecekti. Vinçler yenilenecek, konteyner sahası ıslah edilecek, liman giriş çıkış kapıları düzenlenecekti. İki adet konteyner vinci daha alınarak yükleme boşaltma kapasitesi artırılacak, işlemlerin bilgisayar ortamında otomasyona geçilmek suretiyle yapılması sağlanacaktı. Liman, konteyner ve kruvaziyer olmak üzere birbirinden bağımsız iki limana bölünecek; kruvaziyer limana aynı anda 5-6 gemi yanaşabilecek, yeni bir parmak iskele inşa edilecekti.
Derinlik sorunu devam…
Ancak verilen sözlerin çok azı tutuldu.
650 milyon dolarlık yatırım vaadinin dörtte biri bile gerçekleşmezken, kapasite artırıcı yatırımların yapılmaması nedeniyle liman her geçen yıl kan kaybediyor. Limanın konteyner elleçleme kapasitesi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı dokümanlarında halen 1 milyon TEU /Yıl olarak belirtiliyor. Gerçekleşme ise bu kapasitenin yaklaşık dörtte biri seviyesinde. Limandaki derinliğin sadece 10 metre olması bir başka sorun olarak acil çözüm bekliyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TCDD’nin ortak deniz dibi tarama projesi beş yıldır belirsizliğini koruyor. İzmir Körfezi’nde limana giriş-çıkış yapan gemilerin kullandığı rotanın (gemi yolu) giderek sığlaşması nedeniyle, 3 bin TEU ve üzerinde yük taşıyan gemiler Alsancak Limanı’na giremiyor.
Bu gemiler, Pire (Yunanistan) ve İskenderiye (Mısır) gibi aktarma limanlarına giderek küçük ölçekli gemilere aktarma yapmak zorunda kalıyor.
Limanı kullanan iş dünyasının en önemli beklentisi, bugünlerde yarısının Arap sermayeli yatırım fonlarına satılacağı konuşulan limandaki belirsizliğin bir an önce giderilmesi.