HAKAN ATİS
Dev yolcu uçağının tekerlekleri Ercan Havalimanı’nın pistine değdiğinde takvimler 1995 yılının Mayıs ayını gösteriyordu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gündemini değiştirecek isim sessizce uçaktan indi. Sakin adımlarla konveyöre yöneldi. Çantasında taşıdığı projeler bir, iki gün sonra KKTC’nin ana gündem maddelerinden biri haline gelecekti. Bunun bilincindeydi… Adaya gelen konuk İzmir’e kaliteli ve sağlam binlerce konut kazandıran Ege Koop’un Genel Başkanı Hüseyin Aslan’dı. Projelerini Akdeniz’in yıldızı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne taşımak, orada yaşayan yurttaşlarımızı ucuz, kaliteli ve güvenilir konut sahibi yapmak istiyordu. Söz ettiğim tarihi seyahati o yıllarda Ege Bölge Temsilcisi olduğum STAR TV adına takip ettiğim için ayrıntılarını çok net hatırlıyorum. KKTC siyasetinin önemli isimlerinden Serdar Denktaş başta olmak üzere devlet yetkilileri ile yaptığı görüşmeleri ve Bayrak Radyo Televizyonu’nda katıldığı canlı yayınları memnuniyetle izlemiştim. Ancak… Bu önemli proje o yıllarda adada egemen olan pahalı konut tekelini kıracağı için ne yazık ki görmezden gelindi! Nasıl oldu? Kimler sümen altı etti bilinmiyor! Sonuç olarak Hüseyin Aslan, Gordion’un düğümünü sabırsızca kesip Asya’ya hükmetme hayaline koşarken dramatik sonla karşılaşan Büyük İskender gibi hayal kırıklığına uğradı. Dönüş yolunda yaşadığı üzüntüyü hiç unutmadım. Aslına bakarsanız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uygun fiyatlarla ev sahibi olmayı düşleyen binlerce kişinin hayalleri suya düşmüştü. Sözün özü önemli ve tarihi bir fırsat değerlendirilemedi.
KONUT KRİZİ
Geçtiğimiz günlerde Girne sırtlarında Akdeniz’in lacivert sularına kucak açan Toros’ların siluetini seyrederken bu anıyı hatırladım. Konu inşaat olunca sektörün deneyimli ismini aramak farz oldu. İzmir’e 40 yıldan uzun süredir güvenle yaşanacak konutlar sunan Ege Koop, Türkiye için örnektir. Bu nedenle yıllardır ona enerji veren, saygınlık kazandıran duayen isimden günümüze ayna tutmasını rica ettim. Kent nüfusunun 2050 yılında 8 milyon dolayında olacağına dikkat çeken Hüseyin Aslan, şunların altını çizdi: “Buna göre kentimizde her yıl ortalama 25 bin dolayında konut üretimi yapılmalıdır. Ancak… Şehir merkezindeki gibi çok katlı gökdelenler değil orta gelir kitlesinin alabileceği, bizim 41 yıldır İzmir’in 12 ilçesinde, 5 milyon metrekarelik imarlı konut alanlarında 150 bin kişinin güvenle yaşadığı, her türlü sosyal ve fiziki altyapısı ile eğitim, sağlık alanları planlanmış uydu kentlerimiz gibi başarılı örnekler inşa edilmelidir. Bu, yerel yönetimlerin öncelikli görevi ve çözmek isteyeceği ilk sorun olmalı. Çünkü… Ne yazık ki günümüzde bilim insanları kentimizde 17 aktif deprem fayı olduğuna dikkat çekiyor.”
BEKA SORUNU
Bu tanımı konuşmacı olarak davet edildiği toplantılarda sıkça kullanan Hüseyin Aslan, rahmetli Süleyman Demirel’in ‘bir bilene sorun’ örneğindeki kaynak gibi. Kendinden emin, ömrünü adadığı inşaat sektörünün girdisini, çıktısını en ince ayrıntılarına kadar biliyor. Bu nedenle ‘konut krizi beka sorununa dönüşüyor’ değerlendirmesi dikkat çekici. Son yıllarda yaşanan astronomik artışlara dikkat çeken Ege Koop Genel Başkanı, sözlerini şöyle tamamlıyor: “İzmir’de son bir yıl içinde konut fiyatları yaklaşık yüzde 98, kira artışları ise yaklaşık yüzde 130’dan yüksek oranlarda gerçekleşti. Ne yazık ki günümüzde kentimizde 100 metrekarelik bir konutun ortalama kira bedeli asgari ücretli çalışanların maaşının yüzde 75’inden bile yüksek. Hatta semtine göre söz konusu ücreti ikiye katlıyor denilebilir! Öte yandan konut kredilerinin faizleri de yüksek. Türkiye’de halkımızın büyük çoğunluğunun geri ödeme yapabilmesi olanak dışı. Hal böyle olunca konut ve barınma sorunu giderek insani bir krize hatta beka sorununa dönüşüyor.”
ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Değerli okurlar, sorunları çözüm yollarıyla birlikte yazmayı tercih eden bir gazeteciyim. Havanda su dövmeyi sevmem! Bu nedenle İzmir’de depreme dayanıklı konut sorununun çözümü için belediyelere önemli sorumluluklar düştüğünü ifade etmek istiyorum. Elbette hükümetin de atıl durumdaki hazine arazilerini sadece TOKİ ile değil Ege Koop gibi kurumlarla işbirliği yaparak değerlendirmeye açmasını diliyorum. Bu son derece önemli. Zira birlikten kuvvet doğar. Yazımı bir çağrı yaparak noktalıyorum. İzmir, vakit kaybetmeden pilot kent ilan edilmelidir. Buna ek olarak belediye başkanlarının, ilgili yerel bürokratların ve hükümetin ilgili bakanlarının katılacağı ‘depreme dayanıklı konut üretimi zirvesi’ düzenlenmelidir. Oradan çıkacak kararlar deyim yerinde ise içtihat kabul edilmelidir. Türkiye bunu yapabilecek insan kaynağına, devlet gücüne, mali sağlamlığa ve teknolojiye sahiptir. Ay yıldızlı güzel ülkemiz taşı sıksa suyunu çıkartır. Yurdumuzda başarılı işlere imza atan TOKİ ve kentimizin yıldızı Ege Koop gibi saygın kurumların ele ele vermesiyle depreme dayanıklı konut sorunu tarihe karışabilir. Gelecek güzel haberleri bekliyorum. Haydi İzmir, haydi Türkiye… Ekonomi Ege Kasım sayısında yeniden buluşuncaya kadar esen kalın.