Seçim sonrasında ekonominin sorumluluğunu üstlenenlerin masasındaki ilk dosyada şunlar yazılı olacak:
- Faizde halen 5 ayrı oran kullanılıyor. Döviz kurunda uygulanan kur sayısı 4. Faizi baskılamak için KKM adı verilen bir rejimde bankalar döviz mevduatı için pazarlıkla faiz veriyor.
Masada duran ikinci dosyada şunlar olacak:
- TL’nin hakim paralar karşısındaki değeri bir yılda yüzde 40 düşmüş. Merkez Bankası bu nedenle olmayan rezervini satıyor, başka ülkelerden koşulu belli olmayan döviz mevduatı kabul ediyor. Hazine’nin bankalar üstünde bir baskı rejimi var.
Masada duran adı “borçlar’’ yazan üçüncü dosyada ise şunlar yazılı:
- Piyasada fiyatı kamu otoritesi tarafından belirlenen tüm ürünlerin fiyatı geçersiz, bu yüzden resmi ve piyasa fiyatı arasında fark büyük. Doğal gazda kamunun dış borcu dondurulmuş ancak ortada işin koşullarını belirleyen bir yazılı belge yok.
Ortada, iç düğümleri çok olan bir yün yumağı var…
Şimdi hem bu yumağın sökülüp açılması ve yünün yıpratılmaması gerekiyor.
Bu işlemin de adı “güven”…
Güven sözle sağlanmıyor, eylemin içinde adına piyasa dediğimiz mekanizmanın dönüşünü sağlayan fiiller bütününü sağlamak gerekiyor.
Örneğin, doların fiyatı üstündeki baskıyı kaldırdığınızda piyasanın paniğini dağlayan değil “paniği söndüren” güvenin varlığı önem taşıyor.
İkincisi, güven işleminin “100 Günde Yapılacak İşler” arasına alınma şansı yok. İlk 7-10 gün içinde “hasar tespiti”nin bitirilmesi gerekiyor, yoksa “kaotik ortam” kaçınılmaz.
Üçüncüsü, programın ilk ayağında “sosyal uygulamalar” olamaz. Yoksulluğu önleme ya da kadın öncelikli programlar ancak güvene dayalı bir piyasa işleyişinden sonra mümkün.
Dördüncüsü, KKM ya da KÖİ türü garantili ödemeler bir “müktesep hak” iptali, hukuken aksinin kanıtlanmasıyla mümkün.
Beşincisi, iktisadi hayatın döngüsü adına “para” dediğimiz bir ödeme sistemiyle sağlanır. İlk 3 ay büyük bir bütçe açığının varlığına işaret ediyor. Açık, para basarak kısacası enflasyon üretilerek kapatılıyor. Gelir kalemleri kaynağa dayalı olan yeni bir “Ek Bütçe” gerekiyor.
Yeni dönem için “hayırlı olsun” derken, işlerin bir “enkaz edebiyatı” üstünde inşa edilmeyeceğini bilmemiz gerekiyor…
Günün notu:
Türkiye’ye Brezilya ve Arjantin’den turist gelmesi TL‘deki değer kaybını çok iyi anlatmıyor mu?