UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü, “Doğal afetlerin veya çoklu krizlerin önümüzdeki dönemde de devam edeceği öngörülürken benzer felaketleri yaşamamak için önlemleri bugünden almalı, toparlanma sürecini kimseyi geride bırakmadan gerçekleştirmeliyiz” diyor.
UN Global Compact dünya genelinde 18 binin üzerinde şirket imzacısı ile iş dünyasının en büyük sürdürülebilirlik platformu. Amacı, şirketlerin sorumlu uygulamalarını teşvik ederek sürdürülebilir kalkınma için iş dünyasının somut katkısını artırmak.
UN Global Compact’in Türkiye’deki yerel ağı Global Compact Türkiye, şirketlerin en çok etki ettikleri alanlarda kurumsal hedefl er belirlemeleri, somut adımlar atmaları ve ilerlemeyi ölçerek raporlamaları için şirketlere destek olacak araçlar, programlar, uzmanlık ve network sunuyor. Öncelikli çalışma alanlarını ise; insan hakları, çevre, sürdürülebilir finans, toplumsal cinsiyet eşitliği ve inovasyon olarak tanımlıyor.
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü, “Dünya Ekonomik Forumu’nun 2023 yılı Küresel Riskler Raporu’na göre iş dünyası liderleri önümüzdeki 10 yılda işleri için en ciddi risk olarak iklim değişikliğini dile getirirken, en üst sıralarda çevresel ve toplumsal riskleri sıralıyor” diyor. Ahmet Cemal Dördüncü ile iş dünyasının sürdürülebilirlik bakış açısını konuştuk.
Sürdürülebilirlik ve kârlılık arasındaki ilişki netleşti “Bugün, sürdürülebilirlik ve karlılık arasındaki ilişki iş dünyası liderleri açısından daha net. Sürdürülebilirlik uygulamalarının “karlılık ve büyüme pahasına” yapılması gerektiği algısını geride bıraktık. UN Global Compact ve Accenture 2022 yılı CEO Araştırmasına göre CEO’ların yüzde 93’ü sürdürülebilirliğin görev tanımlarının önemli bir bölümünü oluşturduğunu düşünüyor; yüzde 41’i şirketin temel amacını yeniden değerlendirdiğini belirtirken yüzde 63’ü sürdürülebilirlik için yeni ürün ve hizmetleri piyasaya sunuyor.
Bir şirket operasyonlarını daha sürdürülebilir hale getirdiğinde öncelikle kaynak verimliliği ve operasyonel verimlilik sağlıyor. Bu da orta- uzun vadede şirketin finansallarına pozitif bir katkı sağlıyor. 2020 Edelman Yatırımcı Güven Raporu’na göre yatırımcıların yüzde 88’i, ESG inisiyatifl erine öncelik veren şirketlerin, vermeyenlere göre uzun vadede daha iyi getiri fırsatları sunduğunu düşünüyor. Bu durum şu anlama geliyor: sürdürülebilirlik risklerini ve fırsatlarını iyi yöneten şirketler finansmana daha kolay erişiyor. Tüm bunların yanı sıra artan müşteri ve çalışan bağlılığı, marka itibarı gibi faydalar da uzun vadeli karlılık ve büyümeye katkı sağlıyor.”
Toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkıdır
“Toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumlara ve toplumlara nasıl faydalar sağladığı konusunda birçok araştırma mevcut. Bu araştırma sonuçları toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve daha geniş bir çerçevede eşitliğin, çeşitliliğin, kapsayıcılığın yararlarını verilerle ortaya koymakla birlikte, konunun önemini kanıtlamaya ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Zira toplumsal cinsiyet eşitliği bir insan hakkıdır. Toplumsal cinsiyete dayalı her türlü ayrımcılık insanların temel hak ve özgürlüklerine yönelik bir ihlaldir. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik atılan her adım yalnızca Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının beşincisine değil, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacının tamamına katkıda bulunuyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması; ekonomik büyüme, eğitim, sağlık, insana yakışır iş, barış, adalet gibi tüm alanlarda ilerlemeyi beraberinde getiriyor.”
Yeniden inşa politikaları toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı olmalı
“Bir krize ya da doğal afete müdahale ederken kimseyi geride bırakmayacak ve farklı kesimlerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlama yapmak gerekiyor. Krizler öncesinde hazırlık/dayanıklılık, kriz sürecinde yönetim ve kriz sonrası yeniden inşa politikalarımızı toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle değerlendirmeliyiz. Toplumsal cinsiyete duyarlı planlar, stratejiler ve programlar, kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliği ile hayata geçirilmeli. Bu noktada özel sektör, sahip olduğu maddi kaynaklar, insan kaynağı, tedarik ağları ve geniş kitlelere ulaşabilme kapasitesiyle krizlerin üstesinden gelmemizde önemli bir rol oynayabilir. Bu en başta şirketlerin gönüllü gruplarının oluşumundaki temsil dengesinden başlayıp şirketin tüm verilerini toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde tutmaya, kriz anındaki yardımların cevap verdiği ihtiyaçlara, yeniden toparlanma sürecindeki eğitim, istihdam, finansal kaynağın dağılımına kadar farklılık gösterir. Doğal afetlerin veya çoklu krizlerin önümüzdeki dönemde de devam edeceği öngörülürken benzer felaketleri yaşamamak için önlemleri bugünden almalı, toparlanma sürecini kimseyi geride bırakmadan gerçekleştirmeliyiz.”
"Krizler kadınları daha olumsuz etkiliyor "
“Doğal afetler, savaşlar, iklim değişikliği ve sağlık krizleri başta olmak üzere tüm krizler kadınları daha olumsuz etkiliyor. Mevcut sorun ve eşitsizlikleri derinleştirerek daha görünür kılıyor. 6 Şubat 2023 tarihinde on bir ilimizi sarsan depremlerin de benzer şekilde kadınları daha orantısız bir şekilde etkilediğini gördük. Çocuk ve yaşlıların bakımlarını da üstlenen kadınlar; sağlık ve hijyen ürünlerine erişimde sıkıntılar, ekonomik zorluklar ve güvenlik endişeleriyle karşı karşıya kaldı. Kadınların sadece afetlerin akut döneminde değil, toparlanma döneminde de zorluklarla daha uzun süre mücadele etmek durumunda kaldığı biliniyor.”