Depremin yıkım faturası, vatandaşlarımızın görüşleri ve önerileri alınarak, zamana yayılan gerçekçi bir eylem planıyla ödenmelidir.
Şubat depreminin ardından depremin faturasının ne olacağına dair haberler yayınlanmaya başladı. Bu haberlerde 1999 depreminin zararının faturasıyla kıyaslamalar yapılıyor. Üzerinde en çok konuşulan TÜRKONFED’in deprem hasarının 84.6 milyar dolar olabileceğini ortaya koyan raporu. Buna göre 853 milyar dolarlık 2022 milli hasılasının % 9.58’i oranında bir zarara neden olacağı belirtiliyor. Bu miktar, 1999 depreminin o dönemin milli hasılası olan 200 milyar dolara göre yüzde 8.5’luk zarardan bir puan daha yüksek.
Prof. Erinç Yeldan, Fox TV’de katıldığı programda 1999 depreminin 2023’e kadar her yıl büyümeyi yüzde 1.5 aşağıya çekerek önemli bir ‘’olumsuzluğa’’ neden olduğunu ifade ederken, yukarıdaki gerçeğe işaret ediyor.
EKONOMİ muhabiri arkadaşımız Burcu Göksüzoğlu’na depremin maliyeti konusunda görüş açıklayan Prof. Dr. Necip Çakır, 8-10 seneye yayılarak, deprem maliyetinin 150 milyar dolar seviyesine çıkabileceğini belirtiyor. Bu maliyetin karşılaması için ‘’servet vergisi’’ konulabileceğinden söz ediyor.
Atık yönetimi uzmanı olan Ali Rıza Öne, 33 bin 143 binada yer alan 153 bin 506 bağımsız bölümün yıkılmasıyla, 230 milyon ton evsel enkaz oluşacağını belirtiyor. Öne ayrıca, Erciyes Dağı büyüklüğüne ulaşacak bu enkazın 20 tonluk kamyonlarla 11.5 milyon seferde kaldırılabileceğine de dikkat çekiyor.
İçişleri Bakanı ise 335 bin ailenin hesabına 10’ar bin TL aktarıldığını ifade ederken, Antakya’da her iki evden birinin ya yıkık ya da hasarlı olduğunu, yardımların bir yıl daha sürmesi ve bunun için aşevlerinin çalıştırılması gerektiğini ifade ediyor.
Kanımca, deprem yaşanan 10 kentteki vatandaşların beyanları ve yerinde yapılacak saptamalarla bir bilanço çıkarılmalı, atılması gereken adımlar belirlendikten sonra da zamana yayılan bir eylem planı açıklanmalıdır.
GÜNÜN SÖZÜ:
Arkadaşımız Vahap Munyar, Doğankent’in yeniden, eski adı olan Viranşehir olarak anıldığını yazıyor, ne acı…