6 Şubat Depremi sonrası STK’ların bölgedeki hizmetleri, STK’ların demokrasimizin şaşmaz payandaları olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
6 Şubat depremi sonrasında bölge kentlerine giysi, yiyecek, ilaç gönderen; çadır kentler kuran; yıkıntılar altından kurtarma çalışmalarına katılan yerli ve yabancı STK’ların binlerce üyesi bölgede çalışmaya başladılar. STK’lar bu çabalarıyla, yardımlarıyla ana kolon anlamına gelen “demokrasi payandaları” olduklarını ortaya koydular.
Sivil toplum kuruluşlarının üyeleri, bölgedeki ihtiyaçlarla ilgili malzemenin toplanıp gönderilmesini sağlıyorlar. Zorlu kış şartlarında bazı üyelerini deprem bölgesindeki kentlere göndererek, yardımların dağıtımına yardımcı oluyorlar. Kurdukları mutfaklarda pişirdikleri çorbaları, yemekleri, enkazda yakınlarının çıkmasını enkaz başında ateş yakarak bekleyenlere ve yerli yabancı kurtarma ekiplerine dağıtıyorlar. Dağıttıkları sıcak çorba ve yemeklerle enkaz önünde soğukta bekleyen depremzedelerin rahatlamalarını sağlıyorlar.
Sivil toplum kuruluşları depremin yaşandığı her kente zorlu kış şartlarında ilk ulaşma ve yardım götürme başarısını göstererek, toplum için “ne denli zorunluluk” taşıyan kurumlar olduklarını ortaya koydular.
STK’ların bir kısmı 1999 depreminden bu yana yaşanan birçok depremde görev yaptıkları için edindikleri tecrübe ile başarılı bir çalışma sergileyerek sahada yardımcı oldular. Çalışmalarını sıfırdan değil, geçmiş tecrübelerinin birikimiyle yürütüyorlar.
STK’lar bu hizmeti karşılıksız sunarken, toplumda haklı/haksız bazı eleştirilerle de karşılaşıyorlar. AHBAP derneği başkanı Halûk Levent’in önceki akşam Fox TV’deki yayında, aldıkları yardımlarla ilgili izlenebilir sonuçları açıkladığını ve bununla da yetinmeyerek yerli-yabancı iki denetim kurumuna derneklerini denetim kararı aldıklarını öğrendim.
Bu depremde sahada çalışan 50’nin üzerinde yerli sivil toplum kuruluşu olduğunu saydım. Kuşkusuz bu sayıya 65 yabancı STK’nın cansiperane çalışmasını eklemem gerekiyor. Bu STK’lar hiçbir çıkar gözetmeden, deprem bölgesindeki halka yardım götürüp hizmet verirlerken, onlara yersiz eleştiriler yöneltenleri anlayamıyorum.
Bir ülkede STK’lar ne kadar güçlü olurlarsa, hizmetleriyle demokrasinin güçlenmesine payanda oluştururlar. Kendi çalışma alanlarında her geçen gün tecrübeleri artan ve daha iyi hizmet verir duruma gelerek demokrasimizin gelişmesine yardımcı oluyorlar.
Toplumun bireyleri olarak bizlere düşen görev bu kuruluşlara destek vermektir. Onları eleştirerek çalışmalarını baltalamak topluma indirilen hançer olur, hiçbir fayda sağlamaz…
GÜNÜN SÖZÜ:
Almanya ve Avustralya STK’ları, AKUT’un dayatmaları nedeniyle Türkiye’den ayrıldığı “resmi” açıklaması geldi.