ABD’de Silikon Vadisi’nde girişimcilik ve danışmanlık yapan Intel’in eski Başkan Yardımcısı Ayşegül İldeniz, Doğan Kitap’tan yeni çıkan kitabını gönderdi:
- AYŞEGÜL 5.0, Yapay Zeka ve Gelecek İçin Otostopçunun Galaksi Rehberi
Kitabın arka kapağındaki, “Geleceğe otostop çekmeye hazır mısınız?” başlıklı tanıtım bölümü dikkatimi çekti:
- Eline koskoca bir uzay gemisi geçmiş küçük çocuklar gibiyiz. Önümüzdeki olasılıklar galaksisine bakarken, yapa zeka ve akıllı teknolojileri nasıl kullanacağımızı henüz biliyoruz.
- Geleceğe meraklı olan tüm maceraperestler: Korkmayın ve yola çıkın, geleceğin galaksisinde yaratıcı keşifler sizi bekliyor.
Kitabı okurken şu bölüm üzerinde durdum:
- Yapay zekanın enerji ve su açlığı…
Ayşegül İldeniz, bu bölüme şu cümleyle girdi:
- Yapay zeka vaat ettiği mucizelerin gölgesinde görünmez bir canavar da barındırıyor: Enerji ve su tüketimindeki artış.
Sonra bu konudaki saptamaları şöyle özetledi:
- Her bir görsel üretimi, bir cep telefonunu şarj etmek kadar enerji harcıyor.
- ChatGPT’den daha iyi yanıtlar almak için sorduğumuz her 20-30 soru, yarım litrelik suya mal oluyor.
Bu noktada bir deneyimini paylaştı:
- Yapay zekaya bir proje için, “Kendine güvenli bir duruşla karşı dağlara bakan bir kadın resmi yap” dediğimde, uzun süre siyahi, sonra lüzumsuz cinsellik yüklü ve inatla süklüm püklüm duruşlu kadınlar çizdi.
Buradan çıkardığı sonucun altını çizdi:
- Bu deneyimler bana yapay zekanın önyargılarını dengeleyebilme yolculuğunun çok başında olduğunu gösterdi.
Harcanan enerji konusunu irdeledi:
- Ama ne yazık ki yapay zekayı bu şekilde devamlı zorlarken çokça enerjiyi çöpe atmış oldum. Tüm bu süreç sırasında kullandığım bilişim gücünün tükettiği enerji ve su miktarını düşününce içim cız ediyor.
100 milyon civarında insanın genelde eğlence için oluşturduğu görsel yaratıların çok ciddi işlem gücü, yani enerji kullanımı gerektirdiğini kaydetti:
- Cloudscene’e göre, 2024 yılı rakamlarıyla dünya çapında 11 bin 800 veri merkezi var. Yapay zeka patlamasıyla bu merkezlerin inşası hızlanacak, tükettikleri su ve elektrik miktarı da artacak.
- Eğer büyük dil modellerini 8 milyar insan birden kullanmaya başlarsa, ısının 2 derece artması için beklememize pek de gerek kalmayacak.
- Zaten tükenmekte olan su kaynaklarını da veri merkezlerindeki sunucuları soğutmak için kullanmış olacağız.
Digiconomist araştırma şirketinin hesaplamalarına işaret etti:
- Yapay zeka çalıştıracak veri merkezleri 2027 yılında 85 ile 135 terawatt saat enerji harcayacak. Bu yaklaşık olarak Arjantin ya da Hollanda’nın enerji tüketimine eşdeğer.
- Su tüketimi de benzer bir hızla artacak. Veri merkezlerinin işlevini sürdürebilmesi için soğutulması gerekiyor. Veri merkezleri yaygınlaştıkça su tüketimleri giderek artıyor.
- 1 MW’lık bir ver merkezini soğutmak için senede 25.5 milyon litre suya ihtiyaç duyuluyor. Bu da 300 bin kişinin senelik su tüketimi anlamına geliyor.
“Ayşegül 5.0”, gelecekte bizi nelerin beklediğine dair fikir yürütmeye yöneltip, kritik sorular sorabilmenin kapılarını aralıyor…
“Ayşegül 5.0”la “geleceğe otostop çekmekte” yarar var…
Robotları kabul edip alışmaya başlasak çok iyi olacak
TEKNOLOJİST Ayşegül İldeniz, “Ayşegül 5.0” kitabının bir bölümünde şu soruyu sordu:
- Robotları sevebilir miyiz?
Bu sorunun ardından robotlarla ilgili genel bilgiyi özetledi:
- Robotlar dediğimizde aklımıza sadece gözle görülen ve insan biçiminde tasarlanmış makineler gelmemeli.
- Robotları insanlaştırma çabası çok uzun zamandır insanların düşlerini süslüyor.
- Ancak, insanlarda özellikle bize benzeyen hareketli robotlara karşı içgüdüsel bir tepki olduğunun farkına varmamız ve zaman içinde buna çözümler getirmemiz gerekecek.
İnsanların robotlara dair genel tavrını sıraladı:
- İnsanlar genelde robotlarla iletişim konusunda çekingen ve negatif duygulara sahip oluyorlar. Bir insan her zaman başka bir insanla iletişim kurmayı tercih ediyor.
- İnsanlar, robotlar proaktif davranış gösterip kendi fiziksel alanlarına fazla girerse korkuya kapılabiliyorlar.
- İnsanlar karşılarındaki robotun özel bir kullanım amacı olmadığı zaman negatif yorumlarda bulunuyorlar. Robotları işe yaramaz olarak niteliyorlar ve rahatsız oluyorlar.
- İnsanlar robotlara yazılımlarında olmayan bazı kişilik özellikleri atfedebiliyorlar.
- İnsanlar bir robotla birinin gözetimi altında ve denetimli şekilde tanışırlarsa negatif duyguları azalabiliyor.
Sonra kendi yaklaşımını ortaya koydu:
- Robotlarla insanların ilişkisini sağlam temellere oturtmamız gerekiyor.
- Öncelikle insanlara zarar vermeyecek, onların yanında yardımlaşarak ve destek olarak çalışabilecek robotlara ihtiyacımız var.
- İnsan-robot ilişkisine dair kat etmemiz gereken uzun bir yol olduğunu ve çözmemiz gereken birçok sorun bulunduğunu söyleyebilirim.
- Robotların zeka seviyesinin bizim için kabul edilebilir düzeyin ötesine hızla çıkması durumunda bu sorunların katbekat artacağını öngörebiliriz.
- Özetle çok işimiz var. Robotları kabul edip alışmaya başlasak iyi olur diye düşünüyorum.
Yapay zeka için 3 adımlı reçete
AYŞEGÜL İldeniz, “Ayşegül 5.0” kitabında Türk iş dünyasına dönük yapay zeka uyarıları konusunda şu noktanın altını çizdi:
- Türkiye iş dünyasındaki dostlarımı yapay zekanın gelişim hızıyla ilgili yeterince rahatsız etmiş olacağım ki bir gün bana dönüp, “Bu işe nereden başlanmasını anlatman gerekiyor” dediler.
Yapay zeka yolculuğuna başlama konusunda üç temel adım önerdi:
- Takım Kurun: İlk olarak parlak, yaratıcı ve hiyerarşiden uzak bir ekip oluşturarak onlara özgürce çalışma alanı sağlayın.
Şirketinizde veri bilimiyle uğraşmış ve veriyle öngörüde bulunmuş kişiler var mı? Yoksa dışarıdan pırıltılı birkaç beyin bulup onları şirketteki yaratıcı ruhlarla bir araya getirebilir misiniz?
Bunun en kolay yolu, tüm veri ve dijitalleşmeden sorumlu olabilecek deneyime ve bakış açısına sahip bir kişiyi işe almak ve onun oyun kurmasına izin vermek.
- Odak Belirleyin, Verimi Artırın: İkinci adım, yapay zekayı verimliliği artırmaya odaklayarak iş süreçlerinizi daha hızlı ve etkili hale getirmektir.
McKinsey, yapay zeka uygulamalarının kurumlarda yüzde 25 oranında verimlilik artışı sağlayabileceğini öngörüyor.
Nereden başlayacağınıza siz karar verin.
- Oyunu Değiştirin: Unutmayın, bu uygulamaları sadece siz değil, tüm dünyadaki şirketler, yani rakipleriniz de kullanıyor.
Elde edeceğiniz yüzde 10-20 oranındaki verimlilik artışı gelecek yıl rakipleriniz tarafından da sağlanacak.
Bu yüzden gerçek sıçramayı üçüncü adım olan “oyun değiştiren uygulamalarla” elde edebilirsiniz.
Şirket kültürü bu seviyedeki sıçramaya hazır olduğu zaman, iş modelinizi nasıl hack’leyeceğinizi tartışmaya başlamanı gerekecek.
Yani, iş yapma yönteminizi yapay zekayla değiştirebilir misiniz?
İş modelini değiştirme konusu büyük cesaret ve kararlılık gerektirir.
Riskleri ve başarısızlığı çok maliyetli olabilir ancak sonuçta büyük sıçramalar da yaratabilir.