Demokratik zemini ve işbirliğini geliştirmeyi öngören “sol popülizm” projesinin yeni açılımlar getirdiğine inanıyorum.
Sağ ve sol karşıtlığının artık geçersiz olduğunu savlayan ve merkezde oydaşma (konsensüs) öneren yaklaşımın, halkın siyasal olana yabancılaşmasını hızlandırdığı bir gerçek. Buna karşılık bir radikal demokrasi mücadelesi mümkün mü?
Bu alanda çalışmalarıyla tanıdığımız Profesör Chantal Mouffe “Sol Popülizm” adlı eserinde bu sorunun cevabını arıyor ve “evet var” yanıtı veriyor. Mouffe, otoriter rejimlerin yükselmesi ve yerleşmelerine karşı, demokratik bir düzenin inşa edilmesinin olanaklı olduğuna işaret eden Mouffe projeyi “Demokratik radikalleşmeyi hedef alan bir devrimci reformizmi savunuyorum” sözleriyle anlatıyor.
Popülizmi “ezilenleri ve kaybedenleri seferber etmek için” başvurulan söylemsel bir strateji olarak tanımlıyan mouffe’a göre neoliberal hegemonya sürecinde yaşanan demokrasi ve iktisadi dönüşümler “populist moment”in özünü oluşturuyor. Bu proje yeni bir düzen oluşturmaktan çok hegemonyaya karşı bir başkaldırının ve çözümün mümkün olduğunun söylüyor.
Oysa neoliberalizm tüm popülist politikaları “gayrimeşru” ilan ediyor ve tüm alternatifleri toprağa gömmek istiyor. Sol popülizm ise bir etiket değil bir siyasal strateji ve demokratik zeminde sorunlara karşı geniş bir platform üstünde çözümler üretmeye çalışıyor. Bunun için yurttaşın kendini ait hissetmesi ve davranması gerekiyor. Yurttaşlık artık bir “statü” değil; yurttaşlar ortak iyiyi yaratmak ve bir demokrasiyi yeniden kazanmak için bir mücadeleye girişiyor. Bu yeni “ufuk çizgisi”nde demokrasi biçimlerini de çoğullaştırıyor. Sol popülist strateji yatay boyutuyla bir dizi demokratik talebi birleştirip bir ortak irade yaratıyor.
Günümüzde demokrasi ile neoliberalizmin birlikteliği mümkün olmayınca “otoriter çözümler” dayatılıyor. Bizim ülkemizde “ben ya da milli görüş cephesi” dayatması yerine, alternatif çözüm mümkün.
“Çareler ve sistemler öldü !” denilen bir çağdayız…
Böylesi bir ortamda Millet İttifakı’nın “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi”nin “özgürlükçü demokratik hukuk devleti hedefliyoruz” öngörüsüne ulaşmada “Sol Popülizm” projesi kanımca yaratıcı yeni başlıklar getiriyor.
Günün notu:
Gazeteci Murat Ağırel’in “Yağma” adlı yeni çalışması son yıllarda nasıl yönetildiğimizi anlatıyor, okurlarıma öneriyorum.