İmamoğlu’nun seçim toplantısına 400 kişinin taşlı saldırısı demokratik seçim şenliğine gölge düşürdü.
Son haftalarda seçimleri birkaç kez ”Demokrasi Şenliği” olarak nitelemiştim. Erzurum’da 400 kişinin, binlerce insanın toplandığı İmamoğlu’nun miting yaptığı alandaki vatandaşlara, taş, demir parçaları atıp yaralarlarken, otobüsün camlarını kırarlarken, alandaki görevli polisler seyirci kalıp, hiç müdahale etmediğini anlıyoruz. Atılan taşlardan yaralananları gören İmamoğlu, yetkililere birkaç kez çağrı yaptıktan sonra konuşmasına son verip, olayları yatıştırma gayretine girip oradan ayrıldı. İmamoğlu, daha sonra kendisini İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda karşılayan kalabalığa yaşadıklarını anlatıp, vali, Erzurum Belediye Başkanı ve emniyet müdürü için suç duyurusu yaptı.
İçişleri Bakanı Soylu, Erzurum Valisi ve Erzurum Belediye Başkanı olaylardan İmamoğlu’nu sorumlu tutan açıklamalar yaparak, olay öncesi uyarıları duymazdan gelen tutum takındılar. Vali, savcılık makamı soruşturma açarsa ellerindeki saldırganların kamera görüntülerini teslim edeceklerini açıkladı.
Bununla kalmadı, İmamoğlu’nun Erzurum’dan ayrılmasından sonra da, saldırgan grubun zafer (!) yürüyüşü yaparcasına sokaklarda gezip, siyasi parti binalarını taşlamalarına niye göz yumduğuna da açıklık getirilemedi…
Bu nedenle, benim değerlendirmem yazıma verdiğim başlığın tıpatıp aynısını andırıyor. Sorunun kaynağında “seçime giderken üç bakanın istifa edip” yerlerine tarafsız kişilerin atanması geleneğinin bu seçim öncesinde bozulmuş olması yatıyor. İçişleri, Adalet ve Ulaştırma Bakanları, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin atanmış bakanlarıyken, Cumhurbaşkanının önerisiyle çeşitli kentlerden milletvekili adayı olup, koltuklarından istifa ederek ayrılmadılar. Seçim propaganda yasa ve kurallarına aykırı olarak görevlerini bakan olarak sürdürdüler. Gittikleri kentlerde valiler ve mülki ekran tarafından karşılanarak, diğer adaylardan farklı bir şekilde seçim kazanma gayretine içine girdiler.
Erzurum’daki 400 kendini bilmezin şehri teslim almışçasına boy göstermesi tıpkı İnönü’ye seçim çalışması yaparken, 1959 yılının 1 Mayıs’ında Uşak’taki taşlı saldırı yapanlarda olduğu gibi, bunu da yıllar yılı ‘’demokratik seçime darbe olarak yapanları ve yaptıranları’’ izleyecektir.
Bundan hiç şüphe duymuyorum…
GÜNÜN SÖZÜ:
Türkiye’yi 10.000 $ gelir çizgisine yükselten Kemal Derviş ‘in ani ölümünü üzüntüyle öğrendik, anısı önünde saygıyla eğiliyorum.