HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, şubat ayı meclis toplantısında konuştu.
Konuşmasına su kaynaklarındaki azalmayla başlayan ASO Başkanı Seyit Ardıç, mevcut su tüketimi seviyesinin yakın gelecekte Türkiye için ciddi sorun olabileceğinin öngörüldüğünü bildirdi.
Başta yoğun su tüketen sektörler olmak üzere endüstriyel su verimliliğini esas alan uygulamaların hayata geçirilmesinin önem taşıdığını ifade eden Ardıç, ASO’nun OSB’ler ve işletmeler bazında su verimliliğine yönelik faaliyetlerinden bahsetti.
Ardıç, egemenliğin yolunun su, gıda ve enerji bağımsızlığından geçtiğini dile getirdi.
"Dünya giderek çok kutuplu bir yapıya evrilirken, geleneksel ittifaklar sorgulanıyor ve yeni güç merkezleri oluşuyor." diyen Ardıç, dünyada geleneksel ittifaklar sorgulanırken, yeni güç merkezlerinin oluştuğunu belirterek, Trump’ın Rusya ile doğrudan barış müzakerelerine girerek Avrupa’yı sürecin dışında bıraktığını bildirdi.
ABD’nin Avrupa’dan uzaklaşmasının kıtanın güvenlik mimarisinde köklü değişimlere neden olabileceğini dile getiren Ardıç, Avrupa’da siyasi ve ekonomik dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Türkiye’nin kritik bir rol oynayabileceğini ifade etti.
Gelişmelerin Avrupa’nın Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyacağını gösterdiğini kaydeden Ardıç, “Güvenlik, ticaret, enerji ve göç gibi alanlarda Türkiye’nin stratejik konumu, Avrupa için vazgeçilmezdir. İlişkilerin geleceği, tarafların ortak çıkarlarını dengeleyerek hareket etmesine bağlı olacaktır. En başta da Avrupa Birliği, iyi niyet göstergesi olarak uzun zamandır devam eden vize sorununu çözmeli ve Gümrük Birliği’ni revize etmenin yolunu açmalıdır.” dedi.
Türkiye’nin küresel arenada etkili olma ve ekonomik bağımsızlığı elde etme çarelerini araması gerektiğini söyleyen Seyit Ardıç, “Bazı ülkeler teknoloji üretimiyle, bazıları hammadde ve doğal kaynak zenginliyle, bazıları da dönüşüme öncülük edecek yeniliklerle dünyada güç ve söz sahibi. Biz de ülkemizi daha güçlü ve alternatifsiz kılacak adımları atmak zorundayız.” dedi.
Ülkemizin jeopolitik konumu itibarıyla Avrupa ve Asya’nın lojistik üssü haline gelecek eşsiz potansiyele sahip olduğunun altını çizen Ardıç, bu potansiyelin realize edilmesi için dijital altyapı ve ulaştırma ağının geliştirilmesi gerektiğini anlattı.
2024’te yüzde 3.2 oranında yaşanan büyümenin sanayi değil, iç talep ve inşaat kaynaklı olduğuna vurgu yapan Ardıç, “Dezenflasyonist süreçte uygulanan politikaların biz sanayiciler üzerindeki etkisinin daha derin olduğu görülüyor.” dedi.
İstikrarlı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmanın temel itici gücünün sanayi olduğunun altını çizen Ardıç, “Sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme için; yatırım ortamının iyileştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması ülkemizin uzun vadeli büyüme potansiyelini artıracaktır” diye konuştu.
Üretimin yeniden ivmelenmesi için rasyonel ekonomik politikalar ve yapısal reformların çok önemli olduğunu söyleyen Ardıç, “Özellikle yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar yakından takip edilmeli. Bu noktada, sanayimizin ihtiyaç duyduğu destek sisteminin etkinliği arttırılmalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir.” dedi.
Enflasyonla mücadele programının getirdiği yüksek faiz maliyetlerinin yatırım iştahını azaltırken, orta ve uzun vadeli plan yapmayı zorlaştırdığını ifade eden Seyit Ardıç, “Yatırımların gayrisafi milli hasıla içindeki payı azalıyor. Bu noktada iş dünyasının uzun ve orta vadeli, dengeli bir strateji belirleyebilmesi için makroekonomik istikrarın ve güvenin sağlanması şarttır.” dedi.
Merkez Bankası’nın faiz indirimine rağmen bunun ticari kredilere yansımadığını dile getiren Ardıç, bu sürecin uzaması halinde reel sektörün ayakta kalabilmesinin zorlaşacağını, dereye su gelene kadar kurbağanın gözünün patlayacağını bildirdi.
Ardıç, ekonomi yönetimine güvenlerinin tam olduğunu, makroekonomik istikrara ulaşma yolunda umut ışığı belirtiğini dile getirdi.
“Hepimiz aynı gemideyiz, tek bir vatanımız var”
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan süreci de doğrudan isim vermeden değerlendiren Ardıç, piyasalardaki hasarı onarmak adına ekonomi yönetiminin attığı adımları yakından takip ettiklerini bildirdi.
Yaşanan gerginliğin toplumun tüm kesimlerinin tatmin olacağı itidalli anlayışla son bulacağını ümit ettiğini anlatan Seyit Ardıç, “Çünkü başta biz sanayiciler olmak üzere hiç kimsenin, ödenen bedellerin boşa gitmesine, her şeyin başa dönmesine dayanacak gücü de imkânı da kalmamıştır. Unutmayalım hepimiz aynı gemideyiz. Tek bir vatanımız var ve Ulu Önderimiz Atatürk’ün ilkeleri doğrultusunda ülkemizi parlak bir geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğudur.” değerlendirmesinde bulundu.